Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek DipNot'ları araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
"A" Harfi İle Başlayan Kavramlar

 Bütün toplumların en eskisi ve tek doğal olanı aile topluluğudur. Burada çocuklar bakılmak, korunmak gereksiniminde oldukları sürece babaya bağlı kalırlar. Bu gereksinim ortadan kalkınca doğal bağ da çözülür. Babanın sözünden çıkmamak zorunluluğundan kurtulan çocuklar, çocuklara bakma yükünü sırtından atan baba, hep birden bağımsızlığa kavuşurlar. Yine de bir arada kalırlarsa, artık doğanın zoruyla değil, kendi istekleriyle kalıyorlar demektir. Ailenin kendisi de ancak bir sözleşme ile varlığını sürdürür.

J.J. Rousseau/ Toplum Sözleşmesi /Türkiye İş Bankası Yay. / S.4/ 2010

Rönesans´tan sonra  yetişmiş olan Descartes, Bacon, Spinoza, Hobbes, Locke ve Hume gibi filozofların tesiriyle 18. Asırda kendisini gösteren "Aydınlanma Felsefesi"nin  bütün kültür sahalarında olduğu gibi, eğitimde de bağımsız hale getirilen aklı hakim kıldığını görürüz. Aydınlanmacıların akılcı düşüncesi, tabiat-üstü ve tabiat-ötesi her şeyi reddederek -Rönesans´taki hakim tabiatçı anlayış gibi- "tabiata dönmek" fikrini esas alıyordu.

 

Aydınlanmacıların çeşitli kültür sahalarına ait görüşleri şöyle hülasa edilir:

1) Felsefede Ampirizm ve Rasyonalizmi hakim fikir olarak kabul etmek; bunun yakın kaynağı Locke´un tecrübeci bilgi teorisidir.

 

2) İnsanın mutluluğu bu dünya için çalışmaktadır. Bu sebeple "dini ahlak" yerine "tabii ahlak" gerçekleştirilmelidir. Bu anlayış "hazcılık" ve "faydacılık" gibi ahlaki anlayışları getirmiştir.

 

3) Aydınlanma, dini, aklın emrin altına almaya çalışmış, vahye dayanan dinler yerine akla dayanan "Tabii Din" hakim kılınmak istenmesi dolayısıyla Teizm yerine Deizm, Panteizm ve Ateizm daha sonra bir  ölçüde Nihilizm tesirli olmuştur.

Süleyman H. Bolay / Gençliğin Ruhi ve manevi Problemleri / İSAV / S.5 / 1987

Pratik bir tarifle duygu ve düşüncelerin temsili, tasviri ve pozitif bir olaydır azim. Başka bir deyişle azim, peşinden koştuğumuz bir emelin fiile çıkmasına yarayan yardımcı ve yaratıcı bir haslettir. Bu psikolojik hasleti taşıyan kimseleri nefse itimadın bir sembolü olarak tavsif etmek (vasıflarını belirtmek) mümkündür. Bu itibarla "hayatta muvaffak olmanın başlıca ve tek sırrı azim sahibi olmaktır", demekte bir an tereddüt edilemez. İnsanlarda gönül bağı sağlam bulundukça hayatta başarılamayacak hiç bir şey yoktur denebilir. Yeter ki bu gönül bağı dayanışmayı icap ettirecek bir halde bulunsun. Hayat kelimesiyle, ifade ettiğimiz  bu aleme karışırken ilk güven kaynağımız azmimizdir. Bu kaynak ne kadar gür bir halde bulunursa muvaffak olmamız ihtimali o kadar artar. Esas itibariyle muvaffakiyet ne şans, ne talih ve ne de tesadüflerden ibarettir. Hayat, bütün ifade kuvvetiyle denebilir ki, azim sahibi olanındır. Şans, talih ve tesadüf, bütün bunlar, azmin arkasından getirdiği şeylerdir. Bunların sanılan bir kuvvet gibi görünmesinin sebebi de azmin varlığıdır. 

BASRİ ÜZEL, GENÇ NESİLLE KONUŞMALARIM, SES-IŞIK MATBAASI, S.59-60, 1946

Ahlak bütün toplumu ayakta tutan temel değerler sistemidir, bu bakımdan diğer bütün sistemleri ahlakın sınırlarını aşmayacak bir ölçüde işlemelidir. Bir takım kişilerin başka türlü değerler uğrunda ahlaki değerleri hiçe saymaları her şeyden önce cemiyet dediğimiz sosyal birliği ortadan kaldırır ki, bu olmayınca da zaten hiçbir değer sisteminin ayakta durması bahis konusu olamaz. Herkesin kendi çıkarları veya kendi önem verdikleri şeyler uğrunda başkalarını düşünemediği bir dünyada ne sanat hayatından, ne iktisadi veya sosyal hayattan söz edilebilir.

Erol Güngör / Ahlak Psikolojisi / Ötüken Yay. / S.46-47 / 2000

İnsana ahlaki şahsiyetini asıl veren yer, onun yakın çevresidir: ailesindeki büyükler, okuldaki öğretmenleri ve birlikte bulundukları arkadaşları. Bunların etkileri insan hayatının ilk yıllarında, yani çocukluk ve ergenlik çağında çok büyük olur. Delikanlılık çağının ilk sonunda insan artık ahlaki şahsiyetini büyük ölçüde kazanmış demektir; daha sonraki hayat tecrübesi onu fazla değiştirmez. 

Erol Güngör / Ahlak Psikolojisi / Ötüken Yay. / S.17 / 2000

Alegori basit bir şekilde ifade edilmesi ve anlaşılması güç bir fikrin soyut çevirisidir. Demek ki teorik olarak iki işaret çeşidini fark edebiliriz. Keyfi işaretler:  ki bunlar gösterilen bir gerçeğe veya en azından her zaman tasvir edilebilirliğe sahip bir gerçeğe gönderen tamamen belirtici işaretlerdir ve alegorik işaretler: ki bunlar tasvir edilmesi güç gösterilen bir gerçeğe gönderirler. Bu son işaretler gösterdikleri gerçeğin bir kısmını somut olarak betimlemek zorundadırlar.

Gilbert Duran / Sembolik İmgelem / İnsan Yay. / S.9 / 1999

Asya, peygamberlerin Allah’ın beşiğidir. Mukaddes kitapların büyük tezgahı, insanlığın teolojik anası, büyük dinlerin vatanı, judaizmin, mazdeizmin, brahmanizmmin ve İslamiyetlin vatanıdır. Dünyanın bütün ırk ve milletlerine gözlerini gökyüzüne kaldırmayı öğreten kıtadır. Din konusunda Asya daima bütün dünyaya vermiş ve karşılığında hiçbir şey istememiştir.

Peyami Safa / Doğu-Batı Sentezi / Yağmur Yay. / S.11 / 1976

Askerliğin birinci şartı cesaret ve hatta ölürken bile gülmektir. Asker, gözyaşını şehit düştüğü vakit vücudunu süsleyen yahut düşmanını öldürdüğü zaman, kılıcından o ölünün üzerine dökülen kandamlalarında görür. Asker, gerçekten askerse, vücudu toprak altında yatarken, ruhu gökyüzünde; namı halkın dilinde iftiharla dolaşacağını düşünür ve yerin altını üstü ile eşit ve belki yerin altını daha üstün görür. Asker, gerçekten askerse, rahat döşeğinde ölüp de şöyle bir mezara atılıvermekle, şan meydanında şehit edilerek mezara bedel bir millet kalbinde yatmak arasında ne büyük fark olduğunu gayet iyi bilir.

Namık Kemal / Cezmi / Armoni / S.33 / 2004

Araçsal akıl, kapitalist tecrübenin ürünüdür ve fayda-maliyet analizine göre işler. Önemli olan neyin ahlaki, insani, tutarlı olduğu değil, faydası ile maliyeti arasındaki ilişkidir. Tercihi, en yüksek faydaya en düşük maliyetle ulaşma biçimi belirler. Nihayetinde ekonomik ilişkiler için makul ve kimi zaman mazur görülebilecek bu muhakeme biçimi, diğer toplumsal ilişkiler ve siyaset için de belirleyici olduğunda ikiyüzlü bir dünyayı şekillendirir. 

Naci Bostancı / Siyasetin Arka Yüzü / Alternatif Yay. / S.133 / 2002

Aristotales’in sınıflandırması, aklın üç işleminin bir birinden ayırt edilmesine dayandırılır: Bunlar bilmek (theorein), yapmak (prattein) ve yaratmak (poiein)’dir. Bunun sonucu olarak da Stagirites’e göre, üç büyük bilim kategorisi bulunmaktadır: Teorik bilimler, pratik veya uygulamalı bilimler ve poetik veya şiirsel bilimler. Teorik bililimler matematik, fizik ve fizik ötesi; poetik bilimler mantık, söz söyleme sanatı ve şiirdir; ikisinin arasında pratik bilimler ise ahlak, ekonomi ve politikadır.

Marcel Prelot / Politika Bilimi / Çev.Nihal Önol / Varlık / S.22 / 1972
1 2