Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek DipNot'ları araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
"E" Harfi İle Başlayan Kavramlar

 Esneklik (flexibility) sözcüğü İngilizceye 15. Yüzyılda girdi. Sözcüğün asıl anlamı, rüzgarda eğilen ağaç dallarının tekrar eski konumunu aldığı şeklindeki basit gözlemden alıyordu. Esneklik, kelimesi ağacın eğilip düzelme gücünü, ağacın formunun rüzgarda sınanmasını ve eski haline dönmesini ifade eder. İdeal olarak esnek insan davranışının da aynı elastik güce sahip olması, yani değişen koşullara uyum sağlayarak onlardan zarar görmemesi gerekir. Günümüzde toplum, daha esnek kurumlar oluşturarak, rutin yol açmaları çoğunlukla kişiyi eğen güçler üzerinde durur.

Richard Sennett / Karakter Aşınması / Ayrıntı / S.47/ 2008

Ergenlik Çağı: hayatın fırtınalı ve karışık devrelerinin en yüksek noktasına eriştiği bir çağ olarak görülür. Yeni hayat tecrübeleri edinmek, yeni ilişkiler keşfetmek, içinde saklı olan kabiliyet ve istidatların yeni imkan kaynakları olduğunu anlamak bakımından ergenlik çağı genci insanının hayatı muhakkak ki büyük fırsatlarla doludur. Ergenlik çağı genci; önceleri evinin kurallarına bağlı bir çocuk olduğu zamandakinden çok daha geniş bir hürriyete sahiptir ve sahip olabilecek durumadır. Ergenlik çağı sonunda bulunan genç ise, cesaretle hayata atılmak hususunda daha sonraki devredekinden, yani bir iş tutma, ya da aile geçindirme sorumluluğunu yüklenme zamanlarından, genel olarak çok daha fazla hürriyete sahip bulunmaktadır.

 

Ergenlik çağı; bir çok kimseler için aşka dair bir takım gençlik hayallerinin, gençlik kudret ve kuvvetinin hayatın realiteleriyle altüst edilemediği bir hayat dönemidir. Bir çok bakımlardan ergenlik çağı genci; hayatın baharı ile olgunluk mevsimi arasında her alanda bir bolluk devresi içinde yaşamaktadır. Bazı kimselerin yaptığı gibi, şöyle bir soru sorabiliriz: "Peki ama genç; bu ideal hayattan niçin geniş ölçüde faydalanmamaktadır?

 

Ergenlik çağı yalnız büyük imkanlar devri değil, bir taraftan da gençlerin gelişme ve büyüme fırsatlarına sahip olma pahasına, bazen pek büyük fedakarlıklara katlanma devresidir de. Gencin çeşitli fırsat ve imkanlara erişmek, kendi yeteneklerini kullanmak, hayatın zevkine varmak gibi hem içten hem de dıştan bir takım kayıtlarla sınırlandırılmıştır. Onun kendini bulmasını engelleyen bir takım tehditler vardır.

Arthur T. Jersild / Gençlik Psikolojisi / Yeni hamle Mat. / S.1-2 / 1971
Ergen davranışının büyük bir bölümü normal gelişimin, büyümenin doğal sonucudur. Anne, baba ve öğretmenlerin, kendilerinin de bu dönemlerden geçtiklerini unutmamaları ve ergenlere karşı anlayışlı davranmaları gerekir. Aşağıda alışılmış kuşak çatışmasına örnek iki metin sunuşmuştur:

"Gençliğimiz artık lüksten, zenginlikten hoşlanıyor. Görgü kurallarına hiç uymuyorlar. Otoriteye karşı aşağılayıcı, küçümseyici bir tavırları var ve ileri yaştakilere karşı çıkıyor, ters düşüyor, büyüklerinin önünde gevezelik ediyor ve öğretmenlerini ezmeye çalışıyor, onlara zorbalık ediyorlar".

"Genç erkeklerimiz son derece tembeller. Yeteneklerini kullanmıyor, işlemiyorlar. Onurlu ve saygın biçimde gece gündüz emek verecekleri, çalışacakları tek bir uğraş, meslek yok. Uyuşukluk, bitkinlik, isteksizlik ve bunlardan daha da kötüsü, kötüye karşı ilgi duyma gönüllerinde yer etmiş, kanlarına girmiş. Şarkı söyleyip dans ediyor, kadınsı davranıyor ve kıvırcık olsun diye saçlarını sarıyor, kadınların konuşurken kullandıkları küçük oyunları, cambazlıkları öğreniyorlar. Kadınlar kadar güçsüzler ve hiç yakışmayan, uymayan süsler takıp takıştırıyorlar. Güçten, azimden ve enerjiden yoksun, doğuştan sahip oldukları kazanımlara, çeşitli yeteneklerine yaşamları süresince hiç bir katkıda bulunmuyor, ardından da kendilerine sunulmuş nimetlerden yakınıp duruyorlar."
"Modern" modern gençliğin hatalarını ve eksiklerini ele alan bu görüşlerden ilki, aslında, M.Ö. 399 yılındaki ölümünden kısa bir süre önce Sokrates tarafından ileri sürülmüştü. İkinci metin parçası ise, Seneca´nın M.S. ilk yüzyıla ait yazılarından alınmıştır. Her ikisi de günümüzün karamsar bakış açılı söylemlerini epey andırıyor.

Her iki alıntı da, tarihin hızlı bir değişimi içeren ve yeterince anlaşılamayan dönemlerine karşı yetişkinlerin ortak tepkisini yansıtmaları açısından oldukça anlamlı. Ekonomik refahın ve ahlaki çürümenin egemen olduğu zaman dilimleri ile günümüz arasında kimi paralellikler olduğuna da kuşku yok.
HALUK YAVUZER, GENÇLERİ ANLAMAK, REMZİ KİTABEVİ, S. 17, 2011

Ekonomik davranış, siyasal davranış gibi, bir toplumsal davranış türüdür; ekonomik veya siyasal kurumlar da toplumsal kurum türleridir; şayet genel bir toplumsal kuram varsa o zaman bu kuramın hem ekonomi, hem de siyaset kuramlarını kapsaması gerekir.

W.G. Runciman / Toplumsal Bilim ve Siyaset Kuramı / Teori Yay. / S.1 / 1986

Etatist Liberalizmin esin kaynağı J.J. Rousseau’dur. Pozitif özgürlük anlayışına dayanan, siyasi İngiliz düşünce tarihinde en güçlü ifadesini T.H. Green’de bulan etatist liberal öğreti, özgürlüğün sadece “yönetilmemek”, “müdahale edilmemek” demek olmaması gerektiğini söyler. Etatist Liberal, Locke’cu liberallerin yaptığı gibi devleti minimize etmek yerine, onu yeniden şekillendirmeyi tavsiye eder. Locke’cu liberal özgürlüğü devletten özgürlük olarak düşünürken, etatist liberal özgürlüğü devlet aracılığıyla gerçekleştirilecek bir şey  olarak görür.

Atilla Yayla / Liberalizm / Liberta Yay. / S.24-25 / 1998

Karanlık zamanlarda entelektüelin mensup olduğu diğer milletin diğer üyeleri ondan, o milletin yaşadığı acılara tanıklık etmesini, onun adına konuşup onu temsil etmesini isterler genellikle. Bence entelektüelin görevi krizi evrenselleştirmek, belli bir ırkın ya da ulusun çektiği acıları daha geniş bir insani bağlama oturtup bu deneyimi başkalarının acılarıyla ilişkilendirmektir.

 
Edward Said / Entellektüel / Ayrıntı Yay. / S.54-55 / 2004

Bugün artık kutsallaştırdığı kutsi yapının sakat sinirleriyle kıvranan nesli tedavi için, tam hastalığın bulunduğu yerden işe başlamak lazım geliyor. Uzviyetten ilme, ilimden felsefeye, felsefeden sanata ve ahlaka ve nihayet dine yükselmemiz lazımdır. Böyle adım adım yürüyüş, hasta, hem de şaşkın bir nesli Allah’a götüren yolda yeniden canlandırabilir. Bu iş bir maarif işidir ve bir neslin kurtuluşunu ancak maarifin yükselmesinde aramak lazımdır.

Nurettin Topçu / Türkiye´nin Maarif Davası / Dergah Yay. / S.26 / 2006

 Ekonomik gelişme, daha çok gelir, daha büyük ekonomik güvenlik ve yaygın yüksek eğitim sağlayarak, alt tabakadakilerin daha uzağa bakmalarına, daha karmaısık ve tedricilik taraflısı görüşler edinmelerine olanak vermekte, sınıf mücadelesinin şeklini geniş ölçüde saptar.

Lipset. S. M. / Siyasal Insan / Çev. Mete Tunçay / Teori Yay. / S.43 / 1986