Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek DipNot'ları araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
"M" Harfi İle Başlayan Kavramlar

Hukuki ve siyasi manası ile millet, coğrafya hudutları müşterek, resmi lisanı ve kanunları müşterek, sayısı fetihlerle çoğalıp yabancı devletlere arazi terki ile azalan, tebaa dediğimiz insanların yekûnudur. Sosyolojik manası ile millet, yalnız tabiiyet ifade etmez. Milletin fertleri arasında aynı coğrafya hudutlarının, aynı lisanın ve aynı kanunların vücuda getirdiği mekanik ve statik vahdetten fazla olarak uzvi mükemmellikte bir bütünün, parçalarına sâri ve cemiyet müesseselerini doğuran bütün harsı vasıfların ın da müşterek olması lazımdır. Birinci manası ile, coğrafi hudutlar içinde yaşayan halk ve yalnız bu halk millettir; ikinci manası ile bir milletin coğrafi hudutları dışında yaşayan ve yabancı bir devletin tabiiyeti altında bulunan fertleri de milli camiaya dâhildir.

Peyami SAFA / Nasyonalizm ? Milliyetçilik / Bab-ı Ali Yay. / S.55 / 1961

Modernlik, salt değişim yada olaylar silsilesi değildir,akılcı, bilimsel, teknolojik ve idari etkinliğin ürünlerinin yaygınlaştırılmasıdır.

Alain Touraine / Modernliğin Eleştirisi / YKY / S.23 / 2002

Meşruluk buhranı, bir değişim buhranıdır; dolayısıyla, kökleri modern toplumun değişim karakterinde aranmalıdır. Yeni bir sosyal yapıya geçiş sırasında, eğer (1) başlıca tutucu kurumların statüsü, yapısal değişme devresinde tehdit edilirse; (2) toplumdaki bütün belli başlı gruplar değişme devresinde ya da hiç değilse siyasal talepler ileri sürmeye başladıkları zaman, siyaset sistemine dâhil olmak için bir yol bulamazlarsa, meşruluk buhranları ortaya çıkar. Yeni bir sosyal yapı kurulduktan sonra, yeni sistem başlıca grupların umutlarını, yeni temeller üstünde meşruluğun yerleşmesine kadar “esneklikle” besleyemezse yeni bir buhran baş gösterebilir.

S.M. Lipset / Siyasal İnsan / Teori Yay. / S. 60 / 1986

Tek başına maddi güç saygıyı elde etmeye yeterlidir; fakat böyle bir güç nihayetinde cehalet, ahmaklık ve haksızlık ile birlikte anılan kitlelerde bulunur. O halde bu güç şartlar altında devlet adamının ana hedefi maddi akla ve zihinsel üstünlüğe boyun eğdirmek ve onu bunların hizmetine sokmaktır. Ne var ki bu akla adalet veya hakseverlik ve iyi niyetler rehberlik etmezse başarı olduğunda ortaya çıkan sonuç şudur: Bu şekilde kurulan devlet aldatan ve aldananlardan teşekkül eder. Fakat bu, ne kadar baskı altında tutulursa tutulsun, kitlelerin aklındaki gelişmeyle birlikte zaman içinde gün yüzüne çıkar ve işte o zaman sonuç devrim olur.

Arthur Schopenhauer / Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine / Say Yay. / S.102 / 2010

Çevremizde mutsuzluğun nedeni, herkesin layık olduğu seviyeye erişmemiş olduğunu düşünmesi ve karşısındakini rakip kabul etmesindendir. İnsanlar, hayatta başarı sağlayamayanları küçümser, kendilerinden üstün olanları da çekemezler.

İnsanın mutsuzluğu bağlılıktır. Bağlılık onun cesaretini yok eder, kendine güvenini azaltır. Bir yere bağlanmakla insan, uygun olmayanlar dahil, bütün şartları kabullenmiş ve kendisini bekleyen belirsizlikle kendi kendini korkutmuş olur. Değişiklik ona, terk etmek, elde ettiklerini yitirmek gibi görünür. İşgal ettiği yere gelip başkasının yerleşeceğini, kendisinin de, her şeye yeniden başlamak zorunda kalacağını sanır. 

 

 

Mehmet Selimoviç / Derviş ve Ölüm / Yeryüzü Yay. / S.212 -326 / 1986

Tonybee, “Mukaddime” hakkında şunları söylemektedir; “Bu eser, hangi çağda ve dünyanın neresinde olursa olsun beşer aklının ortaya koyabileceği tüm buluşların en büyüğüdür”.

Cevdet Said / Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları / İnsan Yay. / S.39 / 1998

Batıdaki modernleşmenin ardında, aydınlanma, kritik düşünce, kamusal alanın teşekkülü ve sivil toplum var. Türkiye bu kavramlara yabancı değil; ama fiili tecrübesi son derece sınırlı. Oysa bu dört temel unsur tekemmül etmeden modernleşmeden bahsedilemez.

M.Naci Bostancı / Siyasetin Arka Yüzü / Alternatif Yay. / S.102 / 2002

Fransa’da memuriyet sistemi ilk kurulduğunda, her ilin, yerel soylular yerine kralın bir görevlisi tarafından yönetilmesi tasarlanmıştı; başlangıçta memuriyetin, tıp ki ortaçağdaki prensliklerde makamların miras kalması gibi babadan oğla geçmesi düşünülmüştü. Bu, partimoniyalizm olurdu. Zamanla, boşalan memuriyetler satışa çıkarıldı; sonunda o dönem için çarpıcı bir düşünce olarak memuriyet, bağlantıları ya da sırf yeteneği dolayısıyla ili en iyi yöneteceğine inanılan kişiye önerilmeye başlandı. Bu da partimoniyalizmin sonu oldu. Teknik terimlerle ifade etmek gerekirse, bir statü olarak başlayan memuriyet bir makama dönüştü. 

Richard Sennett / Otorite / Ayrıntı Yay. / S.63 / 2005

Meşruluk buhranı, bir değişim buhranıdır; dolaysıyle, kkleri modern toplumun degişim karakterinde aranmalıdır. Yeni bir sosyal yapıya geçiş sırasında eğer (1) başlıca tutucu kurumların statüsü yapısal değişme evresinde tehdit edilirse; (2) toplumdaki bütün belli başlı gruplar değişme devresınde yada hiç değilse siyasal talepler ileri sürmeye başladıkları zaman, siyaset sistemine dahil olmak için bir yol bulamazlarsa, meşruluk buhranları ortaya çıkar. Yeni bir sosyal yapi kurulduktan sonra, yeni sistem başlıca grupların umutlarını, yeni temeller üzerinde meşruluğun yerleşmesine kadar, etkililikle besleyemezse yeni bir buhran başgösterebilir. 

lipset. S. M. / Siyasal Insan / Çev. Mete Tunçay / Teori Yay. / S.60 / 1986