Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek DipNot'ları araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
"T" Harfi İle Başlayan Kavramlar

 Tanzimat, kısa zamanda, dış etki ve eritilmemiş iç yabancı unsurların çalışmaları ve düşünce kurumlarımızın zayıflığıyla, ufak bir kaydırış ve yön değiştirişle, bir “iç ve köke dayanan yenilenme” olmaktan çıkmış ve “dışa dönüşme”ye, “benliğini yitirme”ye ve “kültür ve medeniyet değişimi”ne yol vermiştir. Kalb, ciğer, mide ve bağırsakların dışarıda, deri, el, tırnak ve ayakların içerde olması gibi garip bir iç-dış değişimine uğrar toplumumuz.

Sezai Karakoç /Mehmed Akif / Diriliş Yayınları / S.9 / 2005

 Doğal yaşama halinden toplum düzenine geçiş, insanda çok önemli bir değişiklik yapar: Davranışındaki içgüdünün yerine adaleti koyar, daha önce yoksun olduğu değer ölçüsünü verir ona. Ancak, ödevin sesi içtepilerin, hak da isteklerin yerini alınca, o güne kadar yalnız kendini düşünen insan başka ilkelere göre davranmak, eğilimlerini dinlemezden önce aklına başvurmak zorunda kalır. İnsan bu durumda doğadan sağladığı birçok üstünlüğü yitirse de, öylesine büyük yararlar elde eder, yetileri öylesine işleyip gelişir, düşünceleri açılır, duyguları soylulaşır, baştan başa ruhu öylesine yükselir ki, yeni durumun yarattığı kötülükler onu çoğu kez toplum öncesi durumdan da aşağı derekeye düşürmeseydi, kendini bu durumdan bütün bütün çekip kurtaran anı durmadan kutlaması gerekirdi: O anı ki, kendini akılsız ve gelişmemiş bir hayvan durumundan çıkarıp akıllı bir varlık, bir insan haline sokmuştur.

J.J Rousseau / Toplum Sözleşmesi /Türkiye İş Bankası Yay. / S.18 / 2010

 Özüne bağlı olmayan şeyler bir yana bırakılırsa, toplum sözleşmesi şöyle özetlenebilir: Her birimiz bütün varlığımızı ve bütün gücümüzü bir arada genel istemin buyruğuna verir ve her üyeyi bütünün bölünmez bir parçası kabul ederiz.

 

Bu birlik sözleşmesi, o anda sözleşmeyi yapanların kişisel varlığı yerine, toplantıdaki oy sayısı kadar üyesi olan tüzel kolektif bir bütün oluşturur. Bu bütün, ortak benliğini, yaşamını ve istemini bu sözleşmeden alır. Bütün öbür kişilerin birleşmesiyle oluşan bu tüzel kişiye eskiden site denirdir; şimdiyse cumhuriyet ya da politik bütün deniyor. Üyeleri ona edilgin olduğu zaman devlet (etat), etkin olduğu zaman egemen varlık (souverain), öbür devletler karşısında da egemenlik (puissance) diyorlar. Ortaklara gelince, onlar bir birlik olarak halk, egemen gücün birer üyesi olarak teker teker yurttaş, devletin yasalarına boyun eğen kişiler olarak uyruk adını alırlar. Ne var ki bu terimler çoğu zaman birbirine karışır ve biri öbürü yerine kullanılır; belirlice kullanırken bunları birbirinden ayırt edebilmeyi bilmek gerekir.

J.J Rousseau /Toplum Sözleşmesi /Türkiye İş Bankası Yay./ S. 15 / 2010

Genelde tutum, bireyin çevresindeki herhangi olgu veya nesneye karşı sahip olduğu tepki eğilimini ifade eder. Tutumun konusu bir eşya, nesne veya bir birey, bireyler gurubu olabileceği gibi, herhangi soyut bir kavram –mutluluk, mutsuzluk, tanrı vb.- de olabilir.

 

Alport’a göre tutum, “bireyin bütün nesnelere karşı göstereceği tepkiler ve durumlar üzerinde yönlendirici veya etkin bir güç oluşturan ve denem bilgilerde organize olan ussal ve sinirsel bir davranışta bulunmaya hazır olma halidir”. Burada tutum, bireyin tepkisini yönlendirici bir unsur olarak onun davranış biçimini belirlemektedir.

 

Lambert ise daha geniş bir tutum tanımı vermektedir: “Tutum, bireyin insanlar, guruplar, sosyal konular ve daha genel olarak herhangi bir çevresel olayla ilgili örgütlenmiş ve tutarlı bir düşünce, duygu ve tepki biçimidir.” Bu tanıma göre tutum yalnız bir tepki biçimi olmayıp aynı zamanda düşünce ve duyguları da yansıtmaktadır. Lambert, tutum geliştirmeyi insanların çevrelerine uyum sağlama yollarından biri yani sosyalizasyon olarak görmektedir.

 

Tutum, bireyin kendine ya da çevresindeki herhangi bir nesne, toplumsal konu, ya da olaya karşı deneyim, motivasyon ve bilgilerine dayanarak örgütlediği zihinsel, duygusal ve davranışsal bir tepki öneğilimidir.

Prof.Dr. Metin İnceoğlu /Tutum-Algı İletişim /İmaj Yay. / S. 1-2-3-4/ 2000

Tarihte milliyet fikri insan kanı ile sulanan ve asırdan asıra boy atan bir ağaç vuzuhu ile görünür. Onun tohumlarına ilkçağlarda rastlıyoruz. Roma’nın parçalanması ile Ortaçağ’da asri milletler fidan halinde belirmeye başlamışlardır. Rönesanstan sonra milli birlikler, zamanımıza kadar tam gövdeleriyle taazzuvlarını vücuda getirmeye devam ediyorlar. Öyle ki bütün insanlık tarihi, milliyet fikrini, milletlerin teşekkülü vakıasının tohumundan en yüksek dalının ucuna kadar, olgunlaştığını gösteren milli taazzuv hadiselerinin silsilesinden başka bir şey değildir.

Peyami SAFA / Nasyonalizm ? Milliyetçilik / Bab-ı Ali Yay. / S.44 / 1961

1960 sonrasında iktidar oyununa katılmak ve pay almak isteyen taşranın kısmen modernize olmuş yarı muhafazakâr kesimlerince oluşturuldu. Dolayısıyla özünde bir millet kurmak değil, kolektif fantezideki milletin asli temsilcileri olmaktan kaynaklanan bir hakla iktidardan pay talep etmek vardır.

M. Naci BOSTANCI / Siyasetin Arka Yüzü / Alternatif Yay. / S.115 / 2002

 Tarih, birbirleriyle ilgisi olmayan olaylardan ibaret değildir. Tarih bu olayları düzenler. Açıklar, açıklamak içinde de, bu olaylardan seriler meydana getirir, bu olayların hepsine aynı derecede dikkatini çevirmez. Çünkü, ister istemez, şimdiki ihtiyaçlarına göre sistematik bir şekilde sonuçlara varır. Derken geçmiş olayları sınıflandırır ve gruplara ayırır. Ölümü hayat açısından görür. 

Prof. Claude DELMAS / Avrupa Uygarlığı / Kitapçılık Yay. / S.6 / 1967

Batı, modernliği bri devrim olarak düşünmüş ve yaşamıştır. Akıl hiçbir kazanımı kabul etmez, tersine bilimsel türden bir kanıtlamaya dayanmayan tüm inançlar toplumsal ve siyasal örgütlenme biçimlerine sil baştan (tabular asa) yapar.

Alain Touraine /Modernliğin Eleştirisi / YKY / S.25 / 2002

Özellikle Fransız Devriminden sonra burjuvazi, ortaçağ aristokrasisini bir kanara iterek yönetmeye başladı. Çünkü bilimi eline geçirdi. Eskiden bilim,  dinin emrindeyken, burjuvazi onu kurtardı ve kullandı. Bu yüzden tüketen, çalışan geniş bakış açılı yapıcı ruhlu, geleceğe dönük ve ilginçtir mütevazı bir dünya görüşüne sahip bir “para” sınıfı oluştu. Bunlar burjuvazinin önemli özelikleridir. O bütün varlığını tek kelimede toplar. “Tüketim”. Ne kadar çoksa o kadar iyidir. Hayatın amacı maddi ve ekonomik ihtiyaçların tüketim ve tatmininde yatar.

Çev. Taha Kılıç / İnsan ve Teknoloji / İnsan Yay. / S.31 / 1992

Bence, toplumu yapan, insanın tek başına, kendi kendine yetmemesi, başkalarını gereksemesidir. Öyleyse bir insan bir eksiği için, bir başkasına başvurur, başka bir eksiği içinde bir başkasına. Böylece birçok eksikler birçok insanların bir araya toplanmasına yol açar. Hepsi yardımlaşarak bir ortaklık içinde yaşarlar. İşte bu türlü yaşamaya toplum düzeni deriz.

Platon / Devlet / İş Bnk.Yay. / S.54-55 / 1999
1 2