Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek DipNot'ları araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
DipNOT

 Klasik Liberalizm

Karakter, kendi arzularımıza ve diğer insanlarla aramızdaki ilişkilere yüklediğimiz etik değerdir. Horatius bir insanın karakterinin, onun dünyayla olan bağlantılarıyla ilintili olduğunu yazar. Bu anlamda karakter, insanın içinde beslediği ancak kimse tarafından gözlemlenemeyen arzu ve duyarlılıkları ifade eden kişilik, adlı modern türevinden daha kapsayıcı bir terimdir.

 

Atilla Yayla / Liberalizm / Liberte Yay. / S.28 / 1998

Karakter, kendi arzularımıza ve diğer insanlarla aramızdaki ilişkilere yüklediğimiz etik değerdir. Horatius bir insanın karakterinin, onun dünyayla olan bağlantılarıyla ilintili olduğunu yazar. Bu anlamda karakter, insanın içinde beslediği ancak kimse tarafından gözlemlenemeyen arzu ve duyarlılıkları ifade eden kişilik, adlı modern türevinden daha kapsayıcı bir terimdir.

Karakter, asıl olarak duygusal deneyimlerimizin uzun vadeli boyutu üzerine odaklanır. Karakter kendini, sadakat ve karşılıklı bağlılık, uzun vadeli bir hedef için çaba sarf etme yada gelecekteki bir amaç uğruna bugünkü kimi mükafatları erteleme şeklinde gösterir. Her birimiz, belirli bir anda yaşadığımız duygu karmaşasının içinden bazı duyguları seçer ve içimizde yaşatırız; yaşattığımız bu duygular karakterimizi oluşturur. Karakter, kendimizde değerli bulduğumuz ve başkalarının değer vermesini beklediğimiz kişisel özelliklerimizdi.

 

 
Richard Sennett / Karakter Aşınması / Ayrıntı Yay. / S.10-11 / 2010

Etimolojik ve ses uyumu yönünden uygun düşecek sözcükler, istatistik ve istatistikçi sözcükleridir. Bunlar, hem kulağa hoş gelir, hem de dile kolaydır ve Devlet’e ilişkin şeyleri ifade eden sözcüklerdir. Ama günlük dil, “istatistik” sözcüğüne, 19. Yüzyıla dek kullanılagelmiş anlamından bambaşka bir anlam kazandırmıştır. O yüzyılda Cournot’a göre istatistik “insanların siyasal topluluklar halinde bir araya gelmesinin yarattığı olayların derlenmesi”dir. Ama istatistik sözcüğünde, durum anlamındaki “status”, Devlet anlamındaki “Status”tan baskın çıkmıştır. Bugün istatistik, öyle bir bilimi veya yöntemi ifade eder ki bu, yöntem veya bilim, yalnız Devlet işlerine, hükümete veya kamu işlerinin yürütülmesine ilişkin olan konuları değil, toplumbilimin, ekonominin, ruhbilimin öteki dallarını da ele alabilmektedir. 

Marcel Prelot / Politika Bilimi / Varlık Yay. / S.13-14 / 1972

Le Bon’a göre insanların hisleri, içinde bulundukları koşullara bağlıdır. Bir kalabalığın içindeyseler, kardeşliği bir kalabalık olarak hissederler; işçi sınıfının içinde yer alıyorlarsa, otoriteyi işçiler arasından hissederler. 

Richard Senntet / Otorite / Ayrıntı Yay. / S.19 / 2005

Dünyanın hiçbir yerinde “halklar” sadece yaşayanlardan ibaret değildir; kendileri olmasa bile fikirleri soluk alıp veren kimi aktörler onların gündelik hayatının içindedir ve yine hiçbir siyaset toprağın derinliklerine inen köklere sahip olmadıkça ülkelerini yukarılara çıkartacak bir dayanak oluşturamaz.

M.Naci Bostancı / Siyasetin Arka Yüzü / Alternatif Yay. / S. 93 / 2002

Çeşitli tarihi sebeplerle iradesi yıpratılan ve kendine güven gücünü kaybeden son nesiller, bir mesuliyetle karşılaştıkları anda determinizme sığınmaktan çekinmiyorlar ve böylelikle kendilerini kurtardıklarını zannediyorlar. Zaaflarını her hatırlatmada “ne yapalım, bize yol göstermediler, bize ışık tutmadılar, bizim kabahatimiz yok, bizim suçumuz değildir” diyorlar. Ateşe atılıp da yanarken “ne yapayım, ateş yaktı, benim kabahatim yok ki”, dercesine kendi hareketlerini kendilerinden ayırarak kadere irca ve teslim etmek suretiyle kendini inkâr eden, yok sayan bu masumlara acımamak elden gelmiyor. Ancak, kendi yüklerini yüklenmekten korkan bu mesuliyet kaçakları bilsinler ki, kendi adlarıyla damgalanan bu kader yükü ergeç kendilerini mesul edecek; mesuliyet de hürriyet gibi verilen bir şey değil, alınan bir şeydir. Başka ellerin kendine hazırladığı kaderden insan bizzat kendi mesuldür. Kendi hareketlerimizle dünyaya gelmiyoruz, lakin hareketlerimizle ölüyoruz. Dünyaya gelişimiz bizi mesul ve mahkûm ediyor.  

Nurettin Topçu / Türkiye´nin Maarif Davası / Dergah Yay. / S.25 / 2006

Güven, belirli nedenlere dayanabilen ama bunlarla açıklanamayan bir duyguyu; bir varlıkla ilgili fikrimizle varlığın kendisi arasında kesin bir bağlantı ve birliğin olduğu, onu kavrayışımızda belirli bir tutarlılığımızın olduğu, Ego’nun bu kavrayışa karşı teslimiyetinde bir güvence ve direnç eksikliği gösterdiği duyguyu ifade eder.

Kısaca güven, olası sonuçlara duyulan itimadın bilişsel bir kavrayıştan çok, bir şeye bağlılığı ifade ettiği bir “inanç” biçimidir.

 
Anthony Giddens / Modernliğin Eleştirisi / Ayrıntı Yay. / S.31 / 2010

Bugün, geleneğin her zaman yıkıcı olmadığı, hatta modernleşme teşebbüslerinden gelenekten faydalanılması gerektiği anlaşılmış bulunuyor. Bu geleneğe dönmek değil, gelenekle birlikte değişmektir. Geleceğe yönelik hiçbir tasavvur her şeyi sıfırlayarak işe başlayamaz.

M.Naci Bostancı / Siyasetin Arka Yüzü / Alternatif Yay. / S.103 / 2002

Gazetenin niteliği ve değeri, zamandan zamana olduğu kadar toplumdan topluma da değişmektedir. Gazete özellikle, çok konuşan değil, çok okuyup ve çok düşünen, okuduklarını eyleme dönüştüren toplumların temel bilgi ve fikir aracı olmuştur. Tutarlı icraatlarla yönetilen toplumlarda gazetenin temel materyali “ciddi haber”; günübirlik politikalarla yönetilen toplumlarda ise “magazin ve dedikodu” olmuştur.

Sedat Cereci / İletişiverelim / Şule Yay. / S.90 / 1997

Biz mazide büyük fetihler yapmış bir milletiz. Biliyoruz ki, fethin birçok şekilleri vardır. Kılıçla ve şiddetle fetih yapılır. Siyaset ve maharetle fetih yapılır. Kalemle ve hitabetle fetihler yapılır. İmanla telkin de fetihler yapıcıdır. Kalp yoluyla yapılmış sonsuz fetihler vardır. Aşkın dünyamıza nice fetihler yaptığına şahidiz.

Nurettin Topçu / Büyük Fetih / Dergah Yay. / S.20 / 2010
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13