Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek DipNot'ları araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
DipNOT

Yazı dilinin gelişmediği, fikirlerin tartışılabilir bir zeminde uzun boylu konuşulmadığı bir ortamda, anlatım için eğretilemelere, kalpten kalbe ulaşan gizli yollara başvurulması biraz da zorunluluk olarak doğar.

M. Naci BOSTANCI / Siyasetin Arka Yüzü / Alternatif Yay. / S.79 / 2002

Söylemek istediklerimi, bana ait olmayan ya da bana ait olduğu halde benim bilmediğim, iç dünyamın karanlıklarında gizlenmiş düşüncelerimi açıklanamayacak yollarla bana söylettiğine göre yazmak, insafsız bir izleyiş, şeytanca bir iştir.

Mehmet SELİMOVİÇ / Derviş ve Ölüm / Yeryüzü Yay. /S.13

Tek başına kullandıkları dilden farklı bir dili vardır insan yığınların. Arıların vızıltısı, yâda ulumaya benzeyen bu dilde kelimeler kaybolur, toplu bir sesleniş kalır; bireysel duygulanmalar gider, tehlikeli, ortaklaşa duygular kalır. 

Mehmet SELİMOVİÇ / Derviş ve Ölüm / Yeryüzü Yay. / S.88

Toplumun en altındakilerin serbestçe yararlanabileceği yegane kaynak zamandır.

Richard SENNETT / Karakter Aşınması / Ayrıntı / S.14 / 2010

Yüksek Orta Çağın iktisadı, temelde köye dayanan bir iktisattı, mallarını arazı işletmesine borçluydu, insanların durumu da aynı arazi üstünde yaşayan kimseler arasındaki ilişkilere bağlıydı. Zenginliklerini sağlayan topraktı, herkesin, geçimini sağlamak üzere kendine özel hakları vardı. Törelerine göre alabildiğine hiyerarşik, apayrı haklardı bunlar. Bu hakları ve aralarındaki karşılıklı bağları belirten şey, toprakla olan bağlarıydı. Tımar anlamına gelen “fief” kelimesinden doğmuştur feodalite. Hiyerarşi basamaklarının iki kutbunda aynı zorunluluk hüküm sürüyordu: Topraktan ayrılmamak. Serf’in, yani köylünün topraktan ayrılmağa hakkı olmadığı gibi, derebeyinde arazisini satmağa hakkı yoktu, hiç kimse de, bugünkü anlamında, bu toprağa baştanbaşa sahip değildi. Kişiler arasındaki ilişkiler arazi ile ilgili olarak da doğuyordu: Sadakat ve himaye gibi çifte bir taahhüde dayanan insanlar arası bağlardı bunlar. Güven ihtiyacı, kişisel özgürlük isteğine üstün gelmişti.

Prof. Claude DELMAS / Avrupa Uygarlığı / Kitapçılık Yay. / S. 23 / 1967

Burgensis kelimesi ilkin 1007 de ortaya çıkıyor. Yüksek Orta Çağda, Burg müstahkem bir mevki idi, Burgensis de müstahkem mevkide oturana denirdi. XI. yüzyıldan sonra, burjuva, artık şehirde oturan anlamını taşımağa başladı. Şehirse ille de müstahkem olmayabilirdi. 

Prof. Claude DELMAS / Avrupa Uygarlığı / Kitapçılık Yay. / S. 23 / 1967

 Tarih, birbirleriyle ilgisi olmayan olaylardan ibaret değildir. Tarih bu olayları düzenler. Açıklar, açıklamak içinde de, bu olaylardan seriler meydana getirir, bu olayların hepsine aynı derecede dikkatini çevirmez. Çünkü, ister istemez, şimdiki ihtiyaçlarına göre sistematik bir şekilde sonuçlara varır. Derken geçmiş olayları sınıflandırır ve gruplara ayırır. Ölümü hayat açısından görür. 

Prof. Claude DELMAS / Avrupa Uygarlığı / Kitapçılık Yay. / S.6 / 1967

İç zenginliğe sahip insan dışarıdan kendi zihni melekelerini geliştirip olgunlaştırmak, yani servetinin tadını çıkarmak için menfi bir bağış; tasasız kaygısız boş zaman dışında hiç bir şey istemez; hülasa o her gün ve her saat bütün hayatı boyunca kendisi olmak için izin ister.

Arthur SCHOPENHAUER / Okumak Yazmak ve Yaşamak Üzerine / Şule Yay. /S.29 / 2007

Sınırlı akla sahip insanların can sıkıntısına meyyal olmalarının nedeni akıllarını iradenin sevk edici gücünü harekete geçirmekten başka bir şey için kullanmamalıdır ve iradeyi harekete geçirecek özel bir şey olmadığında, atalet halinde kalır ve akılları tatil eder, çünkü irade gibi o da, sahneye koyacağı harici bir şeye ihtiyaç duyar. Sonuç bir insanın sahip olduğu güç her ne ise onun korkunç bir durgunluğu tek kelimeyle can sıkıntısıdır.

Arthur SCHOPENHAUER / Okumak Yazmak ve Yaşamak Üzerine / Şule Yay. / S.13 / 2007

Ekonomik davranış, siyasal davranış gibi, bir toplumsal davranış türüdür; ekonomik veya siyasal kurumlar da toplumsal kurum türleridir; şayet genel bir toplumsal kuram varsa o zaman bu kuramın hem ekonomi, hem de siyaset kuramlarını kapsaması gerekir.

W.G. Runciman / Toplumsal Bilim ve Siyaset Kuramı / Teori Yay. / S.1 / 1986
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13