Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek DipNot'ları araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
DipNOT

Meşruluk buhranı, bir değişim buhranıdır; dolayısıyla, kökleri modern toplumun değişim karakterinde aranmalıdır. Yeni bir sosyal yapıya geçiş sırasında, eğer (1) başlıca tutucu kurumların statüsü, yapısal değişme devresinde tehdit edilirse; (2) toplumdaki bütün belli başlı gruplar değişme devresinde ya da hiç değilse siyasal talepler ileri sürmeye başladıkları zaman, siyaset sistemine dâhil olmak için bir yol bulamazlarsa, meşruluk buhranları ortaya çıkar. Yeni bir sosyal yapı kurulduktan sonra, yeni sistem başlıca grupların umutlarını, yeni temeller üstünde meşruluğun yerleşmesine kadar “esneklikle” besleyemezse yeni bir buhran baş gösterebilir.

S.M. Lipset / Siyasal İnsan / Teori Yay. / S. 60 / 1986

Karmaşık bir toplumda demokrasi, yönetimin görevlilerini değiştirmek için anayasaya uygun düzenli olanaklar sağlayan bir siyaset sistemi ve nüfusun olabildiğinde geniş kısmının, siyasal iktidar için yarışanlar arasında bir seçme yaparak önemli kararları etkilemesine izin veren bir sosyal mekanizma diye tanımlanabilir.

S.M. Lipset / Siyasal İnsan / Teori Yay. / S.25 / 1986

Bir partinin büyük bir tabakadan taraftarı olmaması, uzlaşmak için büyük bir sebepten yoksun olması demektir. Yine bir partinin, sembolik olarak bir çok grupla ilgilendiğini göstermesi için, -bu gruplardan bazıları o partiyi pek tutmasalar bile- farklı köklerden gelen önderleri bulunması da çok önemlidir.

S.M. Lipset / Siyasal İnsan / Teori Yay. / S.11 / 1986

Bir toplumun siyaset kurumları ne kadar az diktatörce olur ve ne kadar az baskı yaparsa, hem hükmedenleri hem de hükmedilenlerini sınırlayacak bir kutsal inanç sistemi o kadar çok gerekli olur.

S.M. Lipset / Siyasal İnsan / Teori Yay. / S.7-8 / 1986

Vücut, ruha dayanmış bir köprü veya aşka götüren yol olmadıktan sonra varlığımıza sarılmış bir musibettir. Onun ilahi harekete sadece vasıta olduğu anlaşılmadıktan sonra darlık ve tatminsizlik kaynağı olduğunu bile bile güneşe bile doyamadan azap içinde yaşamaya mahkûmuz.

Nurettin Topçu / Büyük Fetih / Dergah Yay. / S.33 / 2010

Uzmanlaşma heyecan duyma ve bir şeyler keşfetme duygusunu da öldürür ki bunların her ikisi de bir entelektüelde mutlaka bulunması gereken duygulardır. Son tahlilde bana öyle geliyor ki uzmanlaşmaya teslim olmak tembelliktir; çünkü uzmanlık alanınızın gerekleri ne uyarak başkalarının sizden yapmanızı istediği şeyleri yaparsınız.

Edward Said / Otorite / Ayrıntı Yay. / S.84 / 2004

Özellikle Fransız Devriminden sonra burjuvazi, ortaçağ aristokrasisini bir kanara iterek yönetmeye başladı. Çünkü bilimi eline geçirdi. Eskiden bilim,  dinin emrindeyken, burjuvazi onu kurtardı ve kullandı. Bu yüzden tüketen, çalışan geniş bakış açılı yapıcı ruhlu, geleceğe dönük ve ilginçtir mütevazı bir dünya görüşüne sahip bir “para” sınıfı oluştu. Bunlar burjuvazinin önemli özelikleridir. O bütün varlığını tek kelimede toplar. “Tüketim”. Ne kadar çoksa o kadar iyidir. Hayatın amacı maddi ve ekonomik ihtiyaçların tüketim ve tatmininde yatar.

Çev. Taha Kılıç / İnsan ve Teknoloji / İnsan Yay. / S.31 / 1992

Bence, toplumu yapan, insanın tek başına, kendi kendine yetmemesi, başkalarını gereksemesidir. Öyleyse bir insan bir eksiği için, bir başkasına başvurur, başka bir eksiği içinde bir başkasına. Böylece birçok eksikler birçok insanların bir araya toplanmasına yol açar. Hepsi yardımlaşarak bir ortaklık içinde yaşarlar. İşte bu türlü yaşamaya toplum düzeni deriz.

Platon / Devlet / İş Bnk.Yay. / S.54-55 / 1999

Toplumsal zıtlaşmalar, zor şartlarda yardımlaşmadan yüz çevirme, bireylerin birbirlerini türlü biçimlerde itham etmeye başlamaları, eski kuşağın hataların devralınan kimseler olarak anılmaya başlanması, toplumsal görevin yerine getirilişinde oluşan çelişkilerden hiç rahatsızlık duyulmaması, ilmi istemek konusunda geneli içine alan bir tembellik, tarihin verdiği dersten yüz çevirmek... Tüm bu toplumsal
hastalıklar insan organizmasına isabet eden hastalıkların tehlikesinden daha az değildir. Sözünü ettiğimiz 
toplumsal hastalıklar insanların akıllarına isabet eder ve onları atıl bırakıp aptallaştırır. Bu tehlikelerin kaynaklandığı yer ise öteden beri var olan, kimisi de yeni bulaşmış fikri hastalıklarla 
kokuşmuş olan bir ortamdır.

 
Cevdet Said / Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları / İnsan Yay. / S.17 / 1998

Heyecanlı bir yığının en çarpıcı özelliği şudur: Bu yığını oluşturan bireyler kim olursa olsun, yaşam tarzları, meslekleri, karakterleri ya da zekâları birbirlerine benzesin ya da benzemesin, bir yığını dönüştürülmüş olmaları, her bireyin yalnız başına hissedeceği, düşüneceği ve davranacağından epey farklı bir tarzda hissetmesine, düşünmesine ve davranmasına neden olan bir tür kolektif zihniyet kazandırır onlara. Bir yığının oluşması dışındaki hiçbir durumda ortaya çıkmayan ya da eyleme dönüşmeyen belirli bazı düşünce yada duygular vardır… Bir yığını oluşturan topluluk, öğelerinin ne basit bir toplamı ne de ortalamasıdır. Tıp ki, kimyada belirli öğelerin –örneğin bazlar ve asitler- birbiriyle temas etmesi durumunda, eski özelliklerinden oldukça farklı özellikleri olan yeni bir bütün oluşturması gibi, burada gerçekleşen de yeni özelliklerin doğmasına neden olan bir bileşimidr.

Richard Sennett / Otorite / Ayrıntı Yay. / S.16 / 2005
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13