Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek DipNot'ları araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
DipNOT

Aslında her ölüm kendi kitabını örterken geride kalanlar için bir milat çizer. Zamanın tabiatın ritmiyle bölündüğü geleneksel toplumda ölümler öncesiyle ve sonrasıyla bir tarih düşerler, doğru, ama bugün saatlerimizin olması, soyut zamanla içli dışlı oluşumuz yine de bu geleneğin içten içe bize düştüğü kaydı unutturmuyor.

M.Naci Bostancı / Siyasetin Arka Yüzü / Alternatif Yay. / S.82 / 2002

Otorite sahibi kişinin varlığını hissettirmemesi durumunda her şeyin yolunda gideceği fantezisi ve bu varlık olmaksızın hiçbir şeyin var olamayacağı korkusu kaçınılmazdır. Otorite sahibi kişiden korkulur; ancak özne bu kişinin yok olacağı düşüncesinden daha da çok korkar. Bu sürecin sonucunda, yanlış olan her şeyin bir otoritenin varlığına bağlayan bir dil ortaya çıkar; otoritenin varlığı son derece önemlidir. 

Richard Sennett / Otorite / Ayrıntı Yay. / S.49 / 2005

Tek başına maddi güç saygıyı elde etmeye yeterlidir; fakat böyle bir güç nihayetinde cehalet, ahmaklık ve haksızlık ile birlikte anılan kitlelerde bulunur. O halde bu güç şartlar altında devlet adamının ana hedefi maddi akla ve zihinsel üstünlüğe boyun eğdirmek ve onu bunların hizmetine sokmaktır. Ne var ki bu akla adalet veya hakseverlik ve iyi niyetler rehberlik etmezse başarı olduğunda ortaya çıkan sonuç şudur: Bu şekilde kurulan devlet aldatan ve aldananlardan teşekkül eder. Fakat bu, ne kadar baskı altında tutulursa tutulsun, kitlelerin aklındaki gelişmeyle birlikte zaman içinde gün yüzüne çıkar ve işte o zaman sonuç devrim olur.

Arthur Schopenhauer / Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine / Say Yay. / S.102 / 2010

Çevremizde mutsuzluğun nedeni, herkesin layık olduğu seviyeye erişmemiş olduğunu düşünmesi ve karşısındakini rakip kabul etmesindendir. İnsanlar, hayatta başarı sağlayamayanları küçümser, kendilerinden üstün olanları da çekemezler.

İnsanın mutsuzluğu bağlılıktır. Bağlılık onun cesaretini yok eder, kendine güvenini azaltır. Bir yere bağlanmakla insan, uygun olmayanlar dahil, bütün şartları kabullenmiş ve kendisini bekleyen belirsizlikle kendi kendini korkutmuş olur. Değişiklik ona, terk etmek, elde ettiklerini yitirmek gibi görünür. İşgal ettiği yere gelip başkasının yerleşeceğini, kendisinin de, her şeye yeniden başlamak zorunda kalacağını sanır. 

 

 

Mehmet Selimoviç / Derviş ve Ölüm / Yeryüzü Yay. / S.212 -326 / 1986

Tonybee, “Mukaddime” hakkında şunları söylemektedir; “Bu eser, hangi çağda ve dünyanın neresinde olursa olsun beşer aklının ortaya koyabileceği tüm buluşların en büyüğüdür”.

Cevdet Said / Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları / İnsan Yay. / S.39 / 1998

Batıdaki modernleşmenin ardında, aydınlanma, kritik düşünce, kamusal alanın teşekkülü ve sivil toplum var. Türkiye bu kavramlara yabancı değil; ama fiili tecrübesi son derece sınırlı. Oysa bu dört temel unsur tekemmül etmeden modernleşmeden bahsedilemez.

M.Naci Bostancı / Siyasetin Arka Yüzü / Alternatif Yay. / S.102 / 2002

Fransa’da memuriyet sistemi ilk kurulduğunda, her ilin, yerel soylular yerine kralın bir görevlisi tarafından yönetilmesi tasarlanmıştı; başlangıçta memuriyetin, tıp ki ortaçağdaki prensliklerde makamların miras kalması gibi babadan oğla geçmesi düşünülmüştü. Bu, partimoniyalizm olurdu. Zamanla, boşalan memuriyetler satışa çıkarıldı; sonunda o dönem için çarpıcı bir düşünce olarak memuriyet, bağlantıları ya da sırf yeteneği dolayısıyla ili en iyi yöneteceğine inanılan kişiye önerilmeye başlandı. Bu da partimoniyalizmin sonu oldu. Teknik terimlerle ifade etmek gerekirse, bir statü olarak başlayan memuriyet bir makama dönüştü. 

Richard Sennett / Otorite / Ayrıntı Yay. / S.63 / 2005

 Lider ve Otorite

Weber’in yaklaşımının en önemli genel özelliği otoriteyi meşrulukla özdeşleştirmesidir.  Weber’e göre insanlar yetkisinin meşru olmadığını düşündükleri kişilere itaat etmezler. Bunun sonucunda Weber’e göre, bir toplumda otorite duygusunun ne zaman var olduğunu söyleyebiliriz: İnsanlar yöneticilerine gönüllü olarak itaat ettikleri zaman.

 

Richard Sennett / Otorite / Ayrıntı Yay. / S.30 / 2005

İspanyollar “liberal” sıfatını İngiltere menşeli politikaları nitelemek amacıyla kullanmaya başlamış ve Locke’cu anayasa monarşi ve parlamenter yönetim ilkelerini savunan milletvekillerini “liberales” olarak adlandırmıştır. Bir başka görüşe göre, Adam Smith, Ulusların Zenginliği’ndeki “liberal ihracat ve ithalat sistemi” ifadesiyle liberal kavramını ilk kullanan yazar olmuştur. zamanla kullanımı yaygınlaşan kavram, yüzyılın ortalarına ve sonlarına doğru siyaset sözlüğüne iyice yerleşerek, “laissez faire laissez passer” (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) ifadesinin yerini almış ve düşünce özgürlüğünü, ifade hürriyetinin, basın özgürlüğünü ve serbest ticareti savunanların adlandırılmasında kullanılan etiket haline gelmiştir.

Atilla Yayla / Liberalizm / Liberte Yay. / S.15 / 1998

Kurum, onu oluşturan insanlardan ayrı olarak yaşantısını, varlığını sürdürür. Tarafların giriştiği o karmaşık ilişkiler ağına, kurum, gene bireşimlerden ibaret olan o ilkel öğelerden fazla ve değişik bir şeyler katar. Bireysel üyelerin üzerinde yepyeni bir öğe, sadece basit bir toplamanın sonucu olmayan özerk bir bütün doğar. 

Marcep Prelot / Politika Bilimi / Varlık Yay. / S.125 / 1972
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13