Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek satır aralarını araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
SATIR ARASI
 Müteyemmen sevgili
Hüsnün ile hasene eyle.
Gül ki aşiyanlardan neşe duyulsun
 Gül ki gecelerden salah doğsun
Sabâberaber misali bakışların sabahattır.
Ürpertir, titretir yine de saadettir.
Uyuyorsan dinle, halim münzevidir.
Dalar gözler               
                Bugünden artık geceye
Uyanır gözler
                Dünden kalma sabaha
Ne kalır ömürden geriye
 Gayret yoksa mücadeleye
Bir yanıma sıkışmış çocukluğum
Karyola altına bayramlık ayakkabılarını saklar
Çekmecelerde mendilini arar
Fotoğraflarda maziyi yaşar.
Sürekli ideali konuşmak;
Kahpe bir pusuyla ölüm-yaşam arasında felçli kalmak.
´Ben demiştim, yaz bunu bir kenara´ diyerek,
Eşşek gibi anırmak.

Mahalle… Büyük bir aile. Herkes herkesten epeyce sorumlu, herkes herkese epeyce sahip… Mahalle… Evlerin salonu gibi. Bireyin büyümesine mekandır mahalle. İlk sosyal şahsiyetin kazanıldığı ortam. İlk kez farklı olanla tanışılan, evin mahrem alanından dışarıya ayak atıp kamusal alanine parçası olunan yerdir mahalle. Mahalle çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluğa geçişte bireye tecrübe aktaran ortamdır. Mahalle hem kollar hem de kaybetmekten korkar. Kaybetmemek için bireylerini, sınırlarını çizer. Bu büyük ailede herşey evin salonundaki gibi bir arada paylaşılır.

Soğuk, Ankara’nın sıcak dostu gibi… Renginde, bitkisinde, toprağında, gecesinde-gündüzünde, ilişki ve davranışlarında hissettirir kendini. Lalenin zayıf bedenini okşar Ankara soğuğu… Yapraklar ve kokusu solar aniden. Gülmek ve yaklaşmak istersin Ankara’ya… Kaşları yay gibi gerilir, gözlerinden ateşli bakışları fırlar. Kaçmak istersin, yolları buzlu, kar soğukta donup kum olmuştur ayaklarının altında, gıcırdar. Yürüyemezsin, kayar ve düşersin. Ya soğuğa alışmak Ankara’da, ya da nefesinle ısınmak… 

Şehirler, zaman ve mekan birikimiyle, insanlığın yaşanmışlığını günümüze ve istikbale aktaran alanlardır. Bizzat canlıdırlar... Şehirlerin nefes alıp verişleri sabah evinden çıkan ve akşam yine evine dönen çalışkan insanların hareketidir. İnsanlar bu hareketlerini ne kadar düzenli ve birbirine saygılı ilişkilerle gerçekleştirirse şehirlerin oksijen tenefüsü o kadar sağlıklı olur. Böylece hem zaman hem de zamana şekil veren mekan, bu insani ilişkilerin sabah-akşam kovalamacasında edebini bulur ve şehirler medeniyete açılan bir kapı olur.

 

 

 

      

    

"Okuyorum ama anlamıyorum/unutuyorum" diye başlayan yakınmalarımızın arkasında daha çok, okuduklarımızı hayatımıza tatbik etmemek yer almaktadır. Öğrendiğimiz bir bilgiyi veya insani davranışa yönelik değeri, yaşamadan kuru kuru aklımızda tutmaya çalışmak, yazılan bir kitabı ezberleyerek okumaktan başka bir şey olmasa gerek.

 

Hafızamızın kuvvetlenmesi için, davranışlarımıza ağırlık vererek, sadece konuşmanın önüne geçmeliyiz. Eyleme dökülmeyen bilgi ağırlık vermekte ve bizi hantallaştırmakta. Eylem ise davranışlarımızın ahlaki boyutunu ortaya çıkarmakta. Hem ahlaklı hem de bilgili bireyler olmak için, ayaklı kütüphane olmadan, yaşayan ve yaşatan şahsiyetler olmamız kaçınılmazdır.

 

 

1 2 3 4 5 6 7 8