Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek satır aralarını araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
"M" Harfi İle Başlayan Kavramlar
Bu gece şehri bir yabancı gibi gez
Sokaklarına pencerelerine bir daha bak
Sensiz uyuyor
Sensiz uyanacak
Sabah ilk işin şehrin mezarından kalk

 

Mahalle… Büyük bir aile. Herkes herkesten epeyce sorumlu, herkes herkese epeyce sahip… Mahalle… Evlerin salonu gibi. Bireyin büyümesine mekandır mahalle. İlk sosyal şahsiyetin kazanıldığı ortam. İlk kez farklı olanla tanışılan, evin mahrem alanından dışarıya ayak atıp kamusal alanine parçası olunan yerdir mahalle. Mahalle çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluğa geçişte bireye tecrübe aktaran ortamdır. Mahalle hem kollar hem de kaybetmekten korkar. Kaybetmemek için bireylerini, sınırlarını çizer. Bu büyük ailede herşey evin salonundaki gibi bir arada paylaşılır.

Günümüzde krizler ve çatışmalar modern insanın her yönünü kuşatmış durumda. Kriz ve çatışmalar bireyin en mahrem yaşam alanlarına psikolojik ve sosyolojik sızmalarını yapmakta. Modern şehir hayatının içinde kendimizi en güvenli hissettiğimiz evlerimiz bile artık bu kuşatma altında ya çökmüş ya da direncini yitirmekte.

 

Karşıt ideolojilerin vahşice insanları kapma mücadelesi, bilimin ve tekniğin ilerlemesinin yanında ürettiği manevi kargaşa, insani erdemlerin ahlaki temellerden maddi alemin cazibesine kayması ve birey olarak akli dengemizde tutarsızlıkların baş göstermesi neticesinde, kim olduğumuzu, ne olduğumuzu, amaçlarımızı ve istikametimizi bir ahenk etrafında şekillendiremiyoruz.

 

İnsanlık olarak bu kargaşadan, krizden ve çatışmalardan kurtulmak, rahatlamak ve huzura kavuşmak için bazı kavramları modern algılarımızla üretmeye çabalıyoruz. Barış diyoruz; ama içimizdeki çatışmaların öfkesini, korkusunu ve şüphesini terk edemiyoruz. Refah diyoruz; kendimizi huzursuz edecek her türlü girişimi, girişimcilik ve modernlik algısı etrafında ‘risk’ olarak tanımlıyoruz. Özgürlük diyoruz; kendi köşklerimizde dokunulmaz bir hayatın sefasına özlem duyarken, başkalarının en fazla bizim seviyemize gelebileceği otoriter ve bencil bir eşitlik kurguluyoruz. Demokrasi diyoruz; demokratlığın gereği olarak kendi hayat tarzımızın topluma ve toplumlara efendi olmasını temin için tüm güçleri seferber ediyoruz…

 

Geldiğimiz durumda artık modern bireyler olarak toplumu inşa etmekten yoksun, kalabalıkları inşa ve dizayn etmeye meyilli hem bireysel bir arzuyu hem de kolektif bir beklentiyi üretiyoruz. Böylece kalabalıkların arasında rahatlıkla dolaşıp, bireysel şehvetlerimize uygun olan tüm avlarımızı toplumsal baskı, ahlak, inanç ve yasaların gölgesi altında, kimseye görünmeden avlayabiliyoruz. İşte geldiğimiz bu noktada krizler, çatışmalar ve kargaşalardan kurtulmak isterken bu oyunun bir üreticisi olarak içinde yer alıyoruz.

Doğarken güçsüz, büyüyünce de korkunç olan bir canavar gibidir memnuniyetsizlik. Yörüngesini belli etmez. İlk önceleri insanı yerine sabit kılsa da şiddeti arttıkça sahibi tarafından dahi kontrol edilemez. Memnuniyetsizlik ilgisiz alakadarlığı taşır içinde. Canı sıkkındır. Canları da kendisi gibi sıkandır. Bir defa keyfini tadarsa önü alınmaz bir fırtına gibi esip kavurur yoluna çıkanları.