Akademik çalışmalara yönelik kullanılabilecek satır aralarını araştırabilirsiniz
A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
"T" Harfi İle Başlayan Kavramlar

 

  

 

       Tesadüf ne tesadüf bir kelime. Sıklıkla başvurulan; zihnimizin darlığını, boşluğunu ve çaresizliğini toprak gibi örtmeye yarayan. Tesadüf ile başlayan imalar tedbirsizliğe; tesadüf ile biten beyanlar inkara dayanmakta. Tesadüf, kainatın nizamını zamanın an´lık kör noktalarına indirmekte. Böylece insan, tesadüf ettiğine inandığı tüm ilişkilerinde kendini hayatın merkezine koymakta, her şeyin kendi çevresinde döndüğüne inanmakta. Bencilliğin ayyuka çıktığı nokta tesadüf.    

    Tesadüf ile sürüklenen akıllar hikmetin ve sanatın olamayacağına, var olan bir şey varsa onun da menfaat ve faydadan ibaret olduğuna kani olmakta. Muhkem bir birlikteliğin, yıkılmaz ve sarsılmaz bir dayanışmanın ve tüm bu yapı içinde toplumsal ve insani olan bütün eylemlerin parçalanmasına şehvetle arzu duyan bir inancın eseri, tesadüf. Şayet her şey tesadüfen var ise, dünyanın, zamanın, insanın ve bunlar arasındaki ilişkilerin de an´lık, şahsi ve kuralsızlığına dair bir inanç vardır. Böyle bir inanç, insanın inançsızlığa sevk etmekte;  insanın fikrini, nazarını ve vicdanını tesadüfün kazanımlarına terk etmekte.

 

Toplum bilinci bizi gevşetir. En azından böyle düşünürüz. Belki de böyle düşünmek isteriz.

Toplumu, kendimizi güvende hissedeceğimiz alan olan düşleriz. Düzenli toplum, uyumlu toplum, paylaşımcı toplum, huzurlu toplum gibi nizam sıfatlarıyla bakmak isteriz topluma. Çünkü ormanın, çöllerin, dağların, ıssız bucaksız yerlerin kendine has yasaları vardır. O yasaları biz yapmamışızdır. Hatta o yasalar bizim için tehlikelidir. Hiç biri bizi ikaz etmeden hayatımıza son verme eyleminden geri kalmaz. Zehirli hayvanlar, sel taşkınları, kuraklık, vahşi doğa ve türlü imkansızlıklar...

Ama toplum öyle mi diye düşünürüz. Kurallarını hem cinslerimizin koyduğu; yasalarını bizi yaşatmaya yönelik oluşturduğu ve törelerinde yine bize sahip çıkan bir dokunun yer aldığına inanmak isteriz. Toplumun kurallarının bizim gibi insanlar tarafından, bizler için konduğunu varsayarız.

Bir de bakarız ki toplum vahşileşmiştir. Toplum yabanileşmiştir. Toplum üstümüze doğru geliyordur. Sokakta, caddede, yollarda, iş yerlerinde, evde, kırda, şehirde... Toplum peşimizden koşmakta, eline geçirir geçirmez bizi boğazlamak niyetindedir. Toplum hortlamıştır adeta. Piyasada, cebimizin ve aklımızın son meteliğini kapmaya niyetli canavarlar, siyasette, insanı insana kemirgenleştiren ideolojik söylemler, kültürel alanlarda, bireye eziklik duygusu uyandıran ve bir türlü sonu gelmeyen modalar...

Toplum bizi yutma telaşındadır. O, güvenilir dost bildiğimiz, o, bağrına uzanıp rahatlamak istediğimiz, o gözlerimizi kapatıp neşeli hayaller kurmak istediğimiz, o, ben de insanım algısıyla huzura kavuşmak istediğimiz toplum işte böyle kimi hallerde ilkel ortamların taşıdığı güvensizlik ve şiddeti nasıl da üretebilme potansiyeline sahiptir...