Hakkımda

 

Herkes gibi benim de bir hayat hikâyem var. Hikâyemin başlangıcı, ‘78’in sıcak bir ağustos gününde, tam da güneş tepede iken gölgelik bir köyde (Sırt Köyü), serince bir evde (No:14), sakince bir aile (okuma yazma bilmeyen bir Ana, ilkokul mezunu bir baba) içine denk gelir.  

 

Ben de ağladım herkes gibi, gözlerimi açar açmaz…

 

Neden ağladım, hala bilmiyorum. Sanırım gözyaşlarımın nedenini kavramam için ayrılık ve vuslatı öğrenmem ve hayata atılmam gerekiyordu. O sakin hayattan, modernitenin en ince detayı dahi dizayn ettiği, kompleks ve bir o kadar da iç içe giren hayata…

 

 Daha A,B,C’yi öğrenmeden, Şairler İlk Öğretim Okulunun (1984-1989) çakıl ve toprak bahçesinde sıraya girmeyi; yani eğitilmeyi öğrendim. Yine de ağlamayı ihmal etmedim; sınıfta sobamızın gümbür gümbür alevlerine karışarak eriyen ilk kar yağğında, beyaz örtünün soğukluğunu evden uzak olmanın korkusuna katarak ağladım…

 

Müdürümüz Hızır Hoca (Allah kendisinden razı olsun) eve gitmeme izin verdi de canı sıkılan Mustafa (halamın oğlu-aynı sınıftan) bana eşlik ederek, karda oynamanın hevesini aldı.

 

İlkokul dördüncü sınıfta iken okuduğum “İlahi Komedya” kitabını anlamadığım için ikinci kez okumuştum. Sonra aynı kitabın doktora eğitimimde karşıma çıkmış olması, “nerde yanlış yaptım” diye kendime sormama neden oldu. Okumaya tersinden başlamıştım. O halde doğru okumalara yönelmem gerekiyordu...

 

Şairler mahallesinin sessizliği ve sakinliği içinde okuduğum her bir kitabı not almayı kendime güzel bir oyun belledim. Evde ne bulursam okudum. Ağabeyilerimin (Muhammet-Süleyman) kitaplarını bir kaç kez okuduğum oldu. O sessiz mahallede (Karadenizliler bilir mahalle ortamlarını) kitaplar arkadaşlarım oldu. Okuduğum her kitabı film çeker gibi oynadım gözlerimin önünde. Böylece ilkokuldan günümüze kitapların görüntüsü ve duruşunu kendime dost bildim.

 

Evimize daha yakın diye yeni açılan Hasan Yılmaz İ.Ö.O benim için yeni bir başlangıç oldu. Okulun bahçesinde oynarken (4. Sınıfta), yoldan geçen Ali Paşa (eski okuldan sınıf arkadaşım) bana; “Bu okuldaki herkesi tanıyor musun?” diye sordu.

Önceki okulumun toplam öğrenci sayısı altmış sekiz idi. Yeni okulum ise yaklaşık beş yüz öğrenciyi avlusuna sığdırabiliyordu. Ali Paşa’nın o sorusu o gün zihnimde farklı bir alan açtı: Herkesi tanıyamasan bile, herkesin seni tanıyabileceği bir merkezde yer alabilirsin.

 

O bakımdan merkeze inmeyi tercih ettim. Yükselmek yerine alçalmak; büyümek yerine küçülmek; çevreden önce kendini tanımak… Böylece başladı siyasete olan merakım. 11-14 yaş arasında yakın ve uzak siyasi tarihimize dair bulduğum kitapları okumaktan büyük keyifler aldım. Kendimce merkeze inmeye başladım.

 

Bir gün ilkokul beşinci sınıftayken, sınıf öğretmenim (Şakir Yurdakul) sayesinde bir sınava girdim. Ne anlama geldiğini bilmediğim bu sınav neticesinde, yaz tatilinde okul bahçesinde top oynarken, müdürümüzün (Metin Atasoy) gür sesiyle kendime geldim ve artık Rize Anadolu Lisesi öğrencisi olduğumu öğrendim. 

 

Anadolu Liselerine giriş sınavında Rize ili yedek birincisi olmuştum. Birinci olmak güzeldir, diye düşündüm. Yedek de olsa birilerinin önünde ilk sırada olmak... Sanırım bu gelişme bende hem yedekler arasında birinciliği koruma hem de daha üst sıralara çıkmak için bir devri başlattı.

 

Rize Anadolu Lisesi´ne kaydım yapıldı. Bu okul daha büyüktü: Üstelik yanında kendinden büyük iki okul daha bulunmaktaydı. Bu kadar öğrenciyi (yaklaşık 3 bin) ne tanıyabilirdim, ne de onlara kendimi tanıtabilirdim. En iyisinin içine kapalı bir hayatta kendimi iyice tanımak olduğunu düşündüm. Beş yıl iç dünyamda gezindim. Kendime daldım. Sadece kendimle sohbet edip, kendimle konuştum. Herkesin beni kaybettiği yıllarda ben gittikçe kendimi buldum; ona alıştım ve ısındım.

 

Bu beş yıl (1990-95) sanırım çevremde ve en yakın arkadaşlarım arasında  ´çekingen, ürkek, iletişim sorunu var´ diye tanımlanmışımdır

 

Geldiğim noktada, hikâyemin gittikçe karmaşıklaşğı yer "kendimden sonra dünyayı tanıma olduğunu" fark etmemle oldu. Zira tanıdığım dünyanın bana yer sunma cömertliğini hiç de göstereceğini düşünmezken, önce K.T.Ü Makine, ardından Gazi Ün. İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümlerini okudum.

 

İlkokulun ilk günü okuldan kaçmış olmamın utancıyla sanırım yüksek lisansıma ve ardından da doktorama başladım. Bir nevi 1984 güzünde okulun ilk günü okuldan kaçmama karşılık, 2009 yılı güzünde doktoraya başlayarak, ilmin önünde zayıflığımı ve zerre olduğumu kabullendim.

 

Aradan geçen zaman diliminde toplam 14 haneden oluşan mahallemizden (Şairler Mahallesi) 15 milyon insanın yaşadığı İstanbul’a göç etmek sanırım hayatın bana en büyük sürprizi oldu.

 

Belki de kendi gençliğime olan merakım, çevremdeki gençleri de tanımaya ve akabinde de onlarla birlikte çalışmaya sevk etti beni. AK Parti Gençlik Kolları’nda deneyimlenen gençlik siyaseti ve özel öğrenci yurdunda müdürlük ile yine gençlerle birlikte olmak... Ardından gençlere yönelik çalışmalar içinde yer almak... Galiba ilk işim olan çay ocağından, şuan çalışğım Gençlik ve Spor Bakanlığı’na kadar geçen süreçte, hayatın demini tutturmak ve bayatlatmadan ikram etmek gayesinde oldum.

 

Kim bilir bundan sonra daha nice süprizler beni ve bizleri bekliyordur. Ben sadece bu hayatın içinde kendimi yeniden ve sürekli olarak üretmekle meşgulüm. Yaratılmış bir insan olarak vazifelerimi ifa etmenin sorumluluğu; fakat bu sorumluluk altında bocalamalarla geçen bir ömür...

 

Kim bilir bundan sonra nice süprizler bekliyordur diyordum ya bak bu kısa yazıyı yazdıktan sonra neler geldi başıma: Bakanlıktan ayrılıp önce Meclise geçtim. Sonra da Ankara´dan ayrılıp Denizli´ye yerleştim. Yine gençlik alanındayım. Bu defa Gençlik Merkezine yerleştim. Ya nasip işte.

 

 

Hasan SARI evlidir. İbrahim Nail ve Ahmet isminde iki emaneti bulunmaktadır.

Denizli´de yaşamaktadır.

Halen Gazi Ün. Sosyal Bil. Ens. Doktora Öğrencisidir. (Siyasal İletişim alanında çalışmalar yapmaktadır)

Yüksek Lisans Tezini: “Siyasi Partilerin Gençlik Kollarının Genç Seçmenler Üzerindeki Etkisi” ile 2007 Genel seçimlerini inceleyerek gerçekleştirdi.

# Recep Tayyip Erdoğan Siyaset Sözlüğü, # Siyasetin Öznesi AK Gençlik adında ve # Bizim Hikayemiz adında üç kitap çalışması bulunmaktadır.