Lider Gençlik: Bursa
04.03.2013 ...
Etkinliklerim
1306 okunma
0 yorum
Sayfayı Yazdır

Konuşmanın içeriği aşağıdaki ifadelerin sohbet ortamında aktarılmasından oluşmaktadır...

 

İNSAN DAVRANIŞLARINDA;

* Basiret

* Adalet

* Cesaret ve

* İtidal,

Zira bu durum Nahl suresi 9. Ayetinde şöyle ifade edilmektedir; “Allah, şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder, hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder”.

Böylece Furkan suresinde, 28 ve 29. Ayetlerde belirtildiği üzere, “Rahman’ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman, onlara güzel ve yumuşak söz söylerler”. Ayrıca insan;

a) Kötülüğü iyilikle savması,

b) Verdiği sözü tutması,

c)Öfkelerini yenip insanları affetmesi ile VARLIĞINI GÜÇLÜ kılmaktadır. LİDERLİĞİNİ perçinlemektedir.

Bu bakımdan insanın taşıdığı mesaj-ı kadir olana karşı üç sorumluluğu bulunmaktadır. Bunlar;

a) İnsanın Allah’a karşı sorumluluğu,

b) İnsanın kendisine karşı sorumluluğu ve

c) İnsanın diğer insanlara ve yaratılmışlara karşı sorumluluğu.

 

Liderliğin önündeki engeller

İnsan birey olarak, ezel ve ebet ilişkisinden alıkoyan ve onu an’a teslim eden, sıkıştıran ve iletişimin nesnesi haline getiren bazı özellikler bulunmaktadır.

1- ACELECİLİK:

(İsra 11) “İnsan hayrı istediği gibi şerri de ister. İnsan pek acelecidir.” İnsanın sabır konusunda zafiyetleri onu anlık istek, telaş, arzu ve şehvetin esiri yapmaktadır.

2- İNATÇILIK:

İsra 89. Ayette insanın bu durumu: “Muhakkak ki biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkarcılıktan başkasını kabullenmediler.”

3- NANKÖRLÜK:

Nankörlük, insanın sahip olduklarıyla yetinmemesinden kaynaklanır. Şura suresinin 48. Ayetinde şöyle ifade edilmektedir.“Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama ellerinin işledikleri yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman insan pek nankördür.”

 

Bir toplumda hiyerarşi yoksa, anarşi var dektir.

Kur’ân, her insanı lider olmaya yönlendirir. Ancak bu herkesin lider olacağı anlamına gelmez. Lider olan, liderliğin hakkını verdiği sürece o makamda kalacak, hakkını veremediği zaman da oradan ayrılmasını bilecektir.

Müminlere dua örneği sunan Furkan suresi 74. Ayette, liderlik bilinci şöyle dile getirilir:"Rabbimiz, bize göz aydınlığı veren eşler ve çocuklar lütfeyle ve bizi müttakîlere önder yap!"

Peygamberimiz (sav), üç kişi olduğunuzda içinizden birini imam seçin, buyurarak yönetim ve yöneticinin önemine vurgu yapmıştır. Öte yandan hepiniz yöneticisiniz ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz, buyurarak da içerisinde yaşadığı toplumda her insana görev düştüğünü beyan etmiştir. Bu yönlendirmesi ile Peygamberimiz, her mümini yönetime ortak olmaya davet etmiştir.

Peygamberimiz, kendisi fetanet sahibi olması yanında, ilahî donanımla desteklendiği halde ashabı ve eşleri ile istişare etmiş ve danışan kazanır, danışmayan kaybede buyurmuştur.

 

Hâlbuki bir makamda oturmak nimet ise, bu nimetten başkalarını da yararlandırmak; külfet ise bunu başkalarıyla paylaşmak esas olmalıdır. Bu şekilde başka insanlar da yönetme sanatına hazırlanacaklar ve katkıda bulunacaklardır.

Nitekim son anlarında kendisine oğlu Abdullah’ı, Müslümanların başına halife tayin etmesini isteyenlere Hz. Ömer şu cevabı vermiştir

Hayır ben ailemden birinin bu göreve gelmesini istemiyorum. Eğer bu iş hayırlı ise biz ondan nasibimizi aldık, şayet bu kötü bir işse bu iş için bir kurban yeterlidir…

Kur’ân’da, Hz. Tâlût’un İsrailoğullarına hükümdar atanma gerekçeleri anlatılırken, yönetici olmanın temel ilkelerine de dikkat çekilmektedir:

(Bakara, 247) "Muhakkak ki Allah, size onu seçti. Ona bilgice ve vücutça bir üstünlük verdi. Allah mülkü (idareyi) kime dilerse ona verir. Allah´ın (nimeti) boldur. Allah hakkıyla bilicidir"[8]

 

 

Talut´un hükümranlığına itiraz gerekçeleri:

a) Tâlût uzun boylu, yiğit bir halk çocuğu idi, İsrâiloğulları’nın ileri gelenlerinden, hükümdar çıkması beklenen ailelerinden değildi. Onların anlayışına göre böyle aileler dururken bir halk çocuğu hükümdar olamazdı; bu makama o değil topluluğun ileri gelenleri lâyık idiler.

b) Tâlût zengin değildi; onlara göre hükümdar olacak şahıs aynı zamanda zengin olmalıydı.

Allah Teâlâ bu itiraza peygamberleri aracılığı ile verdiği cevapla yöneticilerde bulunması gereken nitelikler konusunda evrensel mesajlar iletmiş oluyordu. Buna göre:

1. Mülk ve iktidar asaleten Allah’a aittir, kulların bunlara sahip olmaları mecazidir. O halde yönetici, bir kısım çevrelerin değil, öncelikle Allah’ın yönetmeye lâyık gördüğü kimselerde aradığı vasıflara sahip olmalıdır.

2. Tâlût bilgili ve güçlüdür; yönetici olacak şahısların zengin değil, bilgili ve güçlü olmaları gerekir. “İlimde ve cisimde başkalarından üstün olmak” mânevî ve maddî nitelikler bakımından namzetler arasında en üstünü olmak demektir.

 

Buna göre lider makamına getirilecek olan kimsede öncelikle bulunması gereken şartlar şunlar:

* İnanç, ilim, liyakat, cesaret, adalet…

 

Hz. Ebu Bekir’in hayatına baktığımızda bu özelliklerin onda mevcut olduğunu görürüz. O, hilafete seçildiği gün yaptığı şu tarihî konuşmasında çok önemli mesajlar vermiştir:

Ey insanlar! Ben sizin en hayırlınız olmadığım halde başınıza geçmiş bulunuyorum. Eğer iyilik yaparsam bana yardımcı olunuz, kötülük yaparsam beni doğrultunuz. Doğruluk emanettir, yalan ihanettir. İçinizdeki en zayıfınız, hakkını alana kadar yanımda en güçlünüz olacaktır.

Yüce Rabbimiz, bir ayetinde kıyamet gününe dikkatlerimizi çekerek İSRA, 71´de şöyle buyuruyor: Her milleti, imamıyla çağırdığımız gün, kimlerin Kitabı sağından verilirse işte onlar, Kitaplarını okurlar ve en ufak bir haksızlığa uğratılmazlar.

“Önder” diye ifade edebileceğimiz imam kelimesiyle;

1. Her ümmetin kendi peygamberi,

2. Her ümmete indirilmiş olan kutsal kitap,

3. Mezhep imamları, her asrın önderi,

4. Amel defteri,

5. Her topluluğun öncelikle ağırlık verdikleri ve meşhur oldukları iyi veya kötü işleri belirtebiliriz.

 

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Sosyal bir varlık olan insan, ya yöneten yahut yönetilen olarak yönetim sürecinin içerisindedir. Önemli olan bu alana katkıda bulunabilmektir.

Zira iki tür yönetim anlayışı vardır:

1- Zorla yönetim,

2- Konuşturarak yönetim.

Şimdi ise DÜŞÜNDÜREREK YÖNETİM aşamasına geçmemizin zamanı gelmiştir.

Bunun için donanımlı insanlar olmaya gayret etmeliyiz. Her mümin hayırlıdır, ancak iman-akıl-ilim-bedenî güç bakımından kuvvetli mümin daha hayırlıdır.

 

 

 




Ad - Soyad
:
E-Mail
:
Başlık
:
Yorum
:
Kalan Karakter Sayısı : 500