Siyasal İletişimde Fikir Kodları
21.08.2013 Toplumun sinir uçlarına kadar inecek bir yol bulmak siyasal iletişimin anahtarıdır. Bu sinir uçları kendi kültürünü, ortak hafızasını; gülüp ağladıklarını ve yaşam tarzı ile inanç şeklini oluşturmuş kesimlerdir. Her bir ana akım fikri yapı bu minvalde ortak bir kesime seslenir; o ...
Siyasal İletişim
1564 okunma
1 yorum
Sayfayı Yazdır

Siyasal iletişim maksatlı ve seçime yönelik kampanyalarda dikkat çeken unsurları şöyle sıralayabiliriz:

a) Siyasal iletişimde aktörler ve bunların davranış nitelikleri,

b) Siyasal iletişimin türü, yönü ve yöntemi,

c) Siyasal iletişimde medya kullanımı,

d) Siyasal iletişim ve etik,

e) Siyasal iletişim ve kampanya planlaması.

 

 

Siyasal iletişimi günümüzde önemli kılan özelliği planlanabilir,  uygulanabilir ve değerlendirilebilir kriterlerinin net olarak saptanmasıdır. Planlama aşaması bir seçime yönelik aday, adaylar ve siyasi partinin kurumsal hareketlerini içerir. Uygulama ise seçim süreci boyunca aday veya partilerin adım adım yapacakları etkinlikleri kapsar. Değerlendirme aşaması ise seçim sonucunda elde edilen veya edilemeyen başarı ile somut olarak ölçülür.

 

 

Üretilen kampanyalarda, adayların ne renk gömlek giyeceğinden; girdikleri ortama göre nasıl davranacaklarına; nasıl tokalaşacaklarından; gözle teması nasıl kuracaklarına; iyi bir dinleyici olduklarını göstermek için nasıl not alacaklarına ve sorular soracaklarına kadar adeta yeni bir birey yaratma süreci uygulanır.

 

 

Aday veya partilerin davranışlarına yönelik bu düzenlemeler bir de uygun medya ortamlarında siyasal iletişimde pazarlama ilkelerine göre ifşa edilir. Böylece aday veya partinin daha geniş kitlelerin rızasını elde etmesi için seçmen onayını alması ümit edilir.

 

 

Bu kısmı ilgili literatürün çalışmaları doğrultusunda geliştirmek mümkündür. Ama siyasal iletişimde esas olan seçmenin nihai davranışı, yani onun oy’unu almak olduğu için ülkemizde seçmen davranışlarına yön veren temel unsurları konuya dahil etmek önemlidir.

 

 

Siyasal iletişim, her türlü yöntem ve teknikten önce adaylar ile seçmenler arasında kan bağı tesisidir. Nedir bu kan bağı?

 

 

Osmanlı’nın modernleşmesiyle birlikte Anadolu topraklarında farklı fikri akımlar etkisini artırır. Modernleşmeye kadar sessizlik içinde, zihni pratiklerden uzak duran Anadolu insanı, 1800’lü yıllarla birlikte konuşmaya başlar. Zira susmuş insanlar duygu, düşünce, acı ve kederlerini yani hınçlarını içlerine atarlar. Böylece bünyede biriken bu baskın duygular ilk fırsatta patlar. Susan kişi veya toplum, sustukça düzeni kabul ediyor gibi gözükse de aslında düzenden kopar. Otoritenin zayıfladığı ilk anda da sesini öfkesiyle birlikte yükseltir.

 

 

Bozulan Osmanlı toplumsal yapısına sirayet eden farklı düşünceler toplumsal zemin bulmak için susmuş kesimlerle iletişim kurar. Böylece 1839, 1856, 1876, 1908, 1923, 1950, 1960, 1972, 1983, 1996 ve 2002 ülkemizdeki farklı düşünce yapılarının bu sussan veya susturulan kesimlerle kurdukları iletişimler neticesinde iktidarı elde etmelerine veya iktidara ortak olmalarına yol açar. Yani kan bağının tesisi gerçekleştirilir.

 

 

Bu tarihlerin ortak özelliği, Batıcılık, Osmancılık, İslamcılık, Türkçülük, Ulusalcılık ve Sosyalizm fikri akımlarının ya iktidar olduğu yada iktidara bir vesile ile ortak olduğu yıllardır.

 

 

Ülkemizde siyasal iletişimi etkin kılan, aday ve partilerin içinde yer aldıkları bu ana akım fikri yapılardan nasıl ve ne şekilde beslendikleridir. Aday vepartilerin toplumsal destek görmeleri için toplumun kılcal damarlarına kadar ulaşacak bir sinir sisteminden hareket etmeleri elzemdir. Dolayısıyla;

a)    Temas kurulmak istenen toplumsal kesim,

b)   Temas kurulan kesime verilecek mesajlar,

c)    Bu mesajların toplum tarafından kabul görmesi,

d)   Aday ve partileri toplumsal kesimde savunacak sinir sistemleriyle kurulacak ilişkiler ve

e)    Toplumsal kesimi temsil edecek söylem ile eylem planına sahip olmak (ehliyet)

 

 

Toplumun sinir uçlarına kadar inecek bir yol bulmak siyasal iletişimin anahtarıdır. Bu sinir uçları kendi kültürünü, ortak hafızasını; gülüp ağladıklarını ve yaşam tarzı ile inanç şeklini oluşturmuş kesimlerdir. Her bir ana akım fikri yapı bu minvalde ortak bir kesime seslenir; ondan beslenir.

 

 

Yukarda bahsedilen tarihlerde iktidarı elde eden veya iktidara ortak olan fikri akımların bir ortak özelliği de ötekileştirdiklerini vatan haini olarak görmeleridir. Yani kendinden olmayan, vatan için en somut tehlikedir.  Bu tehlikenin önlenmesi, durdurulması ve kontrol edilerek yöntilmesi, dolayısıyla bu fikri akımların siyasal söylemlerine ve iktidara geldiklerinde de eylemlerine sirayet etmiştir.

 

 

Böylece bir yaşam tarzı sunan bu ana akım fikirler (ideolojiler) o fikrin içinde yer alanlara kendi iç meselelerini düşünmek ve tartışmaktan öte beslendikleri bu zeminden hareketle diğerleri hakkında neyi reva gördüklerini ifade etmeye meyilli olmuştur.

 

 

Bu bakımdan Osmanlı modernleşmesinden beri toplum olarak etkisine maruz kaldığımız bu fikir yapılar tasavvur ettikleri yaşam biçimi doğrultusunda, kültürel hayat ve bu hayat içinde yaşayanlara hem davranış hemde düşünüş refaransı oluşturmuştur.

 

 

Bu referans sisteminden hareketle siyasete, sanata, iktisada, sosyal ilişkilere ve beşeri münasebetlere kadar bireyin hem bireysel hem de kolektif yaşantısını tanzim eden bir yapı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla aday ve partiler, bu referans sisteminden hareketle, öncelikli seçmenlerine ulaşmayı, ardından da bu referans sisteminin herkese yönelik sunduğu yeni yaşam tarzının pozitif unsurlarının pazarlanamasına yönelik bir söylem geliştiririrler.

 

 

Anadolu aklını oluşturan bu temel fikri akımların beslendiği tarihi olaylar, olgular, kişilikler ve inanç şekilleri günümüze taşınarak, bugün için bu fikrin temsilcilerine meşruluk zemini sağlar. Yani İslamcılıktan hareketle yola çıkan bir aday için söylemsel haritası sahabe döneminden başlar; Osmanlı’nın güçlü olduğu dönemlerle bağlar kurar. Diğer fikri akımlarda kendi meşruluk zeminlerinden tarihsel bir yolculuğa çıkar; kimisi Orta Asya’ya, kimisi Rusya’ya, kimisi de Fransa ve İngiltere’ye uzanır.

 

 

Edebiyat, sanat, iktisadi üretim, bireysel münasebetler, toplumsal ilişkiler, kurumsal yapılar, hukuki algılar ve siyasi öngörüler hep bu referans doğrultusunda kendinden diye bildiği kaynakları günümüze taşıyarak, bugünün siyasal iletişıminde seçmeni kendi lehine motive etmede kullanır.

 

 

Seçmenin bu manada motive edilmesi önemlidir. Zira siyaset temsildir. Temsil aslında ‘ben olsaydım’ düşüncesinin başkası üzerinden alenen ifade edilmesidir. Başkası, yani bireyi temsil eden, seçilmiş bir siyasal aktör. Böylece seçmen kendini, kendinden daha iyi ifade eden bir adaya yada partiye ilgi duymakta ve onunla arasında duygusal bağ oluşturmaktadır.

 

 

Dolayısıyla siyasal iletişimde aday ve partilerin dikkat edeceği hususlar:

a)    Temsil ettikleri ve kendilerinin de içinde olduğu fikri akımın referans kaynaklarına hakim olması,

b)    Adayların bu referansların sunduğu yaşam tarzına aşina olması,

c)     Aday ve partilerin bu referanslar doğrultusunda günümüze hitap eden proje ve programlar geliştirmesi,

d)    Aday ve partilerin rakiplerini bu referans kaynaklarına saygı gösteremedikleri için küçük düşürmeleri, ezmeleri; böylece niteliksiz olduklarını ifşa etmeleri,

e)    Rakiplerin sahip olduğu referans kaynaklarına da hakim olmayı ve gerektiğinde rakiplerin kendi referans kaynaklarına dahi ters düştüğü hususları ifşa etmeleri,

f)     Seçmenin, bağlılığını oluşturan duygusal atmosferi istediği an aday ve parti ile paylaşmasına uygun iletişim ortamının kurulması,

g)    Seçmenin de temsil ettiği bu referans sistemi içinde kendi adayı ve partisi tarafından dikkatle dinlenmesi ve görüşlerinin değer görmesi.

 

….

 

Bu temel referans sistemi içinde siyasal iletişimin türü, yöntemi ve tekniği oluşturulur. Böylece aday ve partiler bu referans sistemini etkin kullanımları, kendi tabanlarına rahat ulaşmaları, diğer kesimleri bu vesile ile ikna etmeleri ve farklı toplumsal kesimler arasında etkileşimi sağlayabildikleri müddetçe şanslarını artırırlar.

 

 

Burada aday ve partilerin dikkat edeceği bir husus da seçmenleri düşündürmeye sevk ettirecek bir dil geliştirmeleridir. Zira suskunluk dönemini atlatan toplumumuz, yakın siyasi tarihimiz boyunca da konuşmaya başladı. Konuştukça taraf oldu ve keskin ideolojik hatlarla diğerleri ile arasına mesafe koydu. Ama artık düşünceye ve düşünme pratiklerine değer veren; düşünmeye ortam hazırlayan siyasal söylem toplum tarafından daha fazla ilgi görecektir.

 

 

Şunu da eklemek faydalı olacaktır. Adayların öncelikli arzusu parti içi rekabette öne çıkmak ve aday adaylığından adaylığı elde etmektir. Dolayısıyla bu süreçte referans sisteminden faydalanmak yerine ajans hizmetleri ile etkili iletişim teknikleri ile tabanın iltifatına mazhar olmak isterler. Bu doğru bir düşünce olsa da eksik bir stratejidir. Zira partinin temsil ettiği ana fikri yaşamada sıkıntı çeken adaylar, adaylıkları söz konusu olduğunda kendi seçmenleri tarafından kabullenmeleri kolay olmaz. Hatta bu oy kaybına dahi neden olur.

 

 

Bir de bir yerleşim birimlerinin fikri oy dağılımı bellidir. Az oy alan bir fikkri yapı sürekli kendi söylemini oluşturarak oy’unu artıramaz eleştirisi gelebilir. O halde Neden bir aday sadece kendi referans haritasından beslensin ki? Bu eleştiri de haklıdır ama yetersizdir. Partiler zayıf oldukları yerlerde kendilerini en iyi temsil edecek adayları koyarak diğer seçmenlere görüşünü en etkili biçimde aday üzerinden göndermek isterler. Bu kural her zaman uygulanmaz. Lakin daha ılıµlı ve kimliği arada adaylarla kazanılan seçimler neticesinde zamanla adayla parti teşkilatı ve seçmenler arası açılır. Bu kısa vadede seçimi kazandırsa da uzun vadede potansiyeli kaybettirir.

 




Ad - Soyad
:
E-Mail
:
Başlık
:
Yorum
:
Kalan Karakter Sayısı : 500

Bilgileri paylaştıgınız için tesekkurler
02.10.2013 15:49:25
Hasan bey siyasal iletisimi anlamamda cok yardımcı olan bu yazı için tesekkurler.

Tuna Çevik