Gençliğin gelişimi ve kariyeri
29.04.2016 ...
Gençlik
886 okunma
0 yorum
Sayfayı Yazdır

Öncelikli olarak şunu başta izah etmemiz lazım: Bugün gençliğin yaşadığı sosyolojik ve siyasal temelli sorunları onlara üst kuşakların mirasıdır. Yani üst kuşaklar soğuk almışsa bugünün gençliği üşütmüştür. Bu bakımdan gençliği gelecek için en büyük zenginlik olarak değerlendiren görüş ile gençliği bugün için yetersiz gören görüşler, tutarsızlıkları yönünden birbirine çok benzer.

Zira iki görüş de bugün için genci değersiz kılar. Birisi bunu doğrudan söyler, diğeri ise geleceği göstererek işaret eder.


Peki, gelişim ve kariyer noktasından gence ne düşer? İdealize olması istenir ve bu niteliğiyle idealize kavram ve değerleri devamında ilelebet yüceltmesi istenir. Bu bir zorunluluk doğurur. Ancak bu zorunluluğu bir nebze olsun elde edenler kabul görür. Yani geleceğin iyileri olur. Ne zaman? Tabi ki gelecek bir günde.


Şimdi bizim konumuz gelişim, kendini yetiştirme, kariyer elde etme ve bunları müspet bir düzlemde oluşturma. Şunu asla unutmamak lazım gelir; bizim iki temel unsurumuz var: birincisi haklarımız, ikincisi de sorumluluklarımız.


Hangi alanda konuşursak konuşalım, hangi alanın içinde gündem oluşturursak oluşturalım, birey boyutuyla da, toplumsal boyutuyla da ve kurumsal boyutuyla hak ve sorumluluklar her zaman konuyu kuşatır. Yani, psikolojik, sosyolojik, siyasal ve ekonomik bir konuda tahlil yapıyorsak hak ve sorumlulukları aynı zeminde düşünmeliyiz. Esasında bu helal ile haramın zihnimizde ve kalbimizde ne denli yer ettiğinin bir göstergesidir.


Konuya kariyer tarafından bakacak olursak, şunu ifade etmemiz gerekir. Sevdiğiniz işi de yapsanız, sevmediğiniz işi de yapsanız mutlaka işinizi iyi ve dürüstçe yapmaya özen göstermelisiniz. Şayet, “Bu benim asıl istediğim iş değil” mantığıyla hareket ederseniz, hak ve sorumluluklar konusundan sınıfta kalırsınız. Çünkü kariyer elde etmenin bir göstergesi de “hazır olmadır”. 


Hazır olma deyince şunu kastediyorum: Yakınmayan, yıkmayan ve yaptığı işin yeniliklerini araştırmaktan kaçınmayan bir karakteri ifade ediyorum. Zira bugün en önemli günümüz olduğu için, bizler bugün yarınların tarihini yazarız. Aksi takdirde ne kadar büyük hedeflerimiz –bireysel veya toplumsal manada- olsa da konuşmaktan öteye geçemeyiz.


Konuya girişte ifade etmiştim bugünün gençliğinin sorunlarını miras yoluyla aldığını. Ama bu sizde bir rehavet uyandırmasın. Nasılsa yapacak bir şey yok demeyin. Aksine bu sizi daha fazla motive etmeli. Unutmayınız ki esas gelişim ve eğitim metodumuz, usta-çırak, hoca-talebe ilişkisi formülündedir.


Ne yazık ki üniversitelerimizde bu ilişki türünü göremiyoruz. Öğrenci kendi dünyasında, öğretmen kendi dünyasında. Oysaki bir öğrenci ve öğretmen sınıfta –zaten zorunlu alan- harcadığı enerjinin en az iki mislini hocaların koridorunda ve odalarında harcamalı. Dahası, odalarda harcanan enerjinin en az iki mislini de üniversite dışında sosyal iletişim ağlarında karşılıklı şekilde harcamalılar. Böylece bahsettiğim usta-çırak, hoca-talebe ilişkisi yeniden tesis edilebilir.


Sizlere iyi bir geleceğiniz için klasik cümleleri kurmak ve sizi idealize etmek istemiyorum. Çünkü idealizmin nasıl bireyleri yalnızlaştırdığını ve hatta uçlara sürüklediğini bilirim.  Kitap okuyun, en az iki dil bilin, çok araştırın, çok çalışın gibi basit cümleler kurmak istemiyorum. Ama daha basit bir şey söylemek istiyorum ki: Kendinizle barışık olun ve kendinizi iyi anlayın.


Şu kadarını da eklemek isterim. Ahkâm kesmek ve tahakkümü doğuran cümleler kurarak, gençliğe akıl vermek kolaydır. Ama unutmamalı ki, gençlik bu akılları içselleştirmeden uzak. Bunu iyi bilmek lazım. O halde hem-hal olmak lazım. O da yine söylüyorum ki usta-çırak, hoca-talebe ilişkisiyle olur.


Gelirinizle, sosyal ve makam statünüzle, imajınızla, ilişki ağlarınızla kendinizi ayrıcalıklı bir konuma koyuyorsanız unutmayınız ki bunların hepsi değişkendir. Bir gün olumsuz yönde değişirler. O zaman da psikolojiniz hayatı kaldıramaz. Dün saygın olan siz, bugün unutulursunuz. O yüzden vizyon, gelişim ve kariyer konusunda ilk önce kişiliğinizi eğitin. Emin olunan olmaya bakın. Hayattaki iniş çıkışlara göre kişiliğinizin pozisyonu da değişmesin. Kişiliğiniz gelişsin ama değişmesin.


Bir babanın evladına bırakacağı en güzel mirası, güzel ahlakıdır. Kariyere buradan bakmak lazım. Kişi güzelse, işi de güzeldir. Hayatı da düzenlidir.

 




Ad - Soyad
:
E-Mail
:
Başlık
:
Yorum
:
Kalan Karakter Sayısı : 500